Ayaksızlar nedir, Ayaksızlar ne demek

Ayaksızlar; bir hayvan bilimi terimidir.

Ayaksızlar hakkında bilgiler

Ayaksız iki yaşamlılar ya da Ayaksızlar (Gymnophiona), iki yaşamlılar sınıfından, Güney ve Orta Amerika'da, Afrika ve Güney Asya'da yaşayan, 10 familyada toplam 200 türü bulunan, yılansı ya da solucanımsı iki yaşamlı takımı. Yer altında ya da suda yaşarlar. Türkiye'de bulunmaz.

Vücutları solucan biçiminde boyuna uzamış, üyeleri hatta omuz ve kalça kemerleri dahi olmayan amfibilerdir. Derileri bilezik şeklinde kıvrımlar ve bazen kemik pullar taşır. Kloakları arka alt kısımdadır. Kafataslarında dişli damaklara ve geriye doğru kıvrılmış dişlere sahiptir. Ortakulak ve kulak zarı yoktur. Gözleri körelmiştir. Bir çift dokunma organı bulunur. Kuyrukları körelmiş ya da kaybolmuştur.

Ayaksızlar kısaca anlamı, tanımı:

Sınıf : Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Derslik. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas. Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler.

 

Takım : Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Takım elbise. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Sigara ağızlığı.

Ayaksız : Ayağı olmayan.

Ayak : Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Halk edebiyatında uyak. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Göl ayağı. Basamak.

 

Omurga : Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas. Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı.

Hayvan : At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Amfibyumlar : Kurbağa ve semenderleri içine alan iki yaşamlı omurgalılar sınıfı.

İlkel : İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif. Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad. Zaman bakımından en eski olan, iptidai, primitif. Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan, primitif. Basit, karmaşık olmayan. Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz.

Yapılı : Yapısı herhangi bir nitelikte olan. Vücudu gelişmiş, iri.

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Güney : Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Güneş gören yer. Lodos. Solunu doğuya, sağını batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, cenup, kuzey karşıtı.