Bağala nedir, Bağala ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ekin arasında biten yuvarlak, siyah tohumlu bir çeşit bitki.

Yeşil yeşil yenen bir çeşit bitki.

Bağala anlamı, tanımı

Bağa : Kaplumbağa. Kaplumbağa kabuğu. Ur. Kaplumbağa kabuğundan yapılmış veya bu kabuğu andırır biçimde olan. Deniz kaplumbağasının kabuğu

Bağalak : İçine peynir, çökelek konulan oğlak veya kuzu derisi, tulum.

Bağalaklı : Öksürüklü, tıknefes, hastalıklı.

Bağalan : Balıkesir ili, Ertuğrul bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Bağalanı : İzmir kenti, Kınık ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Yuvarlak : Top veya küre biçiminde olan, müdevver. Top veya küre biçiminde toparlak şey. Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Homoseksüel erkek.

Tohumlu : Tohumu olan. Tohumla üreyen.

Yuvar : Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genel olarak yuvarlak veya oval küçük cisim. Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Yenen : Karşılaşmalarda kazanan güreşçi. Yarışmayı kazanan kişi, takım. Üstün gelen, kazanan.

 

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Yeşil : Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk. Olmamış, ham (meyve). Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı. Bu renkte olan.

Tohum : Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane. Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey. Soy sop, döl, nesil, sülale. Spermatozoit.

Siyah : Kara, ak, beyaz karşıtı. Bu renkte olan. Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü.

Ekin : Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum. Kültür, hars.

Yeşi : Bir at rengi.

Yene : Gine, karşılığı yine. Gene (bk. gen, gene). Yine.

Siya : Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme.

Yuva : Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Genellikle ailenin oturduğu ev. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Bir şeyin öğretildiği yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

 

Diğer dillerde Bağ yörüngemsisi anlamı nedir?

İngilizce'de Bağ yörüngemsisi ne demek ? : bonding orbital