Balsa nedir, Balsa ne demek

Teknik terim anlamı:

Güney Amerika'nın yüksek yerlerinde ve kıyılarında yaşayan yerlilerin bir zamanlar hasır demetlerinden yaptıkları sala benzer taşıt aracı.

Balsa anlamı, tanımı

Balsama : Bitki, bostan, meyve ağaçları ve bağlara zarar veren bir hastalık, külleme. Misvak ağacı

Balsamik : İçinde balsam bulunan.

Balsan : “Bal gibi tatlısın” anlamında kullanılan bir isim”.

Balsara : Bilhassa meşe ağacında görülen bir çeşit yapışkan parazit bitki (arılar bu bitkiden bal alırlar). Bostan yapraklarının ve karpuzun güneşe gelen kısmının sararması. Kudret helvası.

Balsarı : Sarışın.

Tolu balsamı : İçinde bulunan organik maddelerden dolayı refleks olarak ekspektoran etki yapan, Myroxylon balsamum ağacının çizilen gövdesinden çıkan reçine tabiatında bir madde.

Balsam : Bazı ağaçlardan elde edilen, parfüm ve ilaç yapımında kullanılan reçine.

Balsamlı : Balsam içeren, antiseptik ve besleyici özelliği olan (ilaç, merhem vb.).

Bir zamanlar : Zamanında, vaktiyle, eskiden, bir keresinde.

Bir zaman : Geçmiş zamanda, eskiden, vaktiyle. Belirli bir süre, biraz.

Amerikan : Amerikalılara özgü olan.

Amerika : Dünya üzerinde yer alan bir kıta.

Zamanla : Aradan süre geçtikçe, giderek.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Kıyıl : Kaçma, kurtulma : Sen bu işte bir kıyıl yolağı bulursun.

Taşıt : Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı, nakil aracı, nakil vasıtası, vasıta.

Yerli : Taşınamayan, başka yere götürülemeyen. Bir yerin ilk sakini olan, otokton. Belli bir bölgede yetişen, otokton. Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan. Amerika, Avustralya ve Afrika'nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad. Yurt içinde yapılmış olan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan.

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

Güney : Solunu doğuya, sağını batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, cenup, kuzey karşıtı. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Lodos. Güneş gören yer.

Diğer dillerde Balözü anlamı nedir?

İngilizce'de Balözü ne demek ? : nectar