Be on the lookout fo türkçesi Be on the lookout fo nedir

Be on the lookout fo ingilizcede ne demek, Be on the lookout fo nerede nasıl kullanılır?

Be : Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. -dır. Mal olmak. Var olmak. Olmak. Berylliumb (berilyum). Bulunmak. Anlamına gelmek. Kalmak. Durmak.

On : Yanmak. İle. E doğru. Civarında. Açık. Yönünde. Hazır. Esnasında. Üzerinde.

The : Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Lookout : Gözetleme. Beklenti. Ümit. Nöbetçi. Manzara. Arayış. Kollama. Gözleği. Gözetleyici. Gözleme.

Fo : Dışişleri bakanlığı.

Be on the board : Yönetim kurulunda olmak.

Be on the books : Kayıtlara geçmek.

Be on the booze : Kafayı çekmek.

Be on the air : Yayında olmak. Radyodan seslenmek.

Be on the button : Harekete geçmeye hazır olmak. Tam takım beklemek. Harekete hazır olmak.

İngilizce Be on the lookout fo Türkçe anlamı, Be on the lookout fo eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be on the lookout fo ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chase after : Kovalamak. Peşinden koşmak. Takip etmek.

 

Be spoiling for : İstemek. Aranmak.

Forage : Karıştırarak aramak. Saman, arpa hasılı, taze veya kuru otlar, silo yemleri gibi kaba yemlerle insan gıdası olarak kullanılmayan her türlü konsantre yemlerin genel adı. Didiklemek. Yağmalamak. Hayvan yemi. Baskın yapmak. Yem. Araştırmak.

Beat about : Aranıp durmak. Bakmak. Aranmak. Rota değiştirmek. Endişeyle aramak. Bakınmak. Sıkıntıyla aramak.

Combs : Arayıp taramak. Kaşağılamak. Ayırmak. Taramak.

Foraged : Baskın yapmak. Didiklemek. Toplamak. Yiyecek aramak. Araştırmak. Karıştırarak aramak. Yem. Eşelemek. Yağmalamak.

Comb : Tavukların başlarının üstünde genellikle kırmızı etli olan yapı. Tarak. Arayıp taramak. Taranmak. Tarak vurmak. İbik. Ayırmak. Taraklamak.

Call : Bağırmak. Adlandırılmak. Telefonda konuşmak. Ziyaret etmek. Dava açmak. Seslenmek. Aramak (telefon). Söylemek. Uğramak.

Beat the bushes : Çalışıp didinmek. Fellik fellik aramak. Altını üstüne getirmek. Çok didinmek. Çok uğraşmak. Didik didik aramak.

Be on the lookout fo synonyms : be on the look out for, dial, comb out, dials, call on, ask for.