Be worth türkçesi Be worth nedir

  • Değmek.
  • Değeri (belirli bir miktar) olmak.
  • Değerinde olmak.
  • Para etmek.
  • Kıymeti (belirli bir miktar) olmak.
  • Mal varlığı (belirli bir miktar) olmak.
  • -e değmek.
  • Etmek.

Be worth ile ilgili cümleler

English: It probably won't be worth the wait.
Turkish: Bu muhtemelen beklemeye değmeyecek.

English: It might be worth a try.
Turkish: Bir denemeye değebilir.

English: Ali thought that the picture hanging above the fireplace might be worth a lot of money.
Turkish: Ali şöminenin üzerinde asılı resmin çok para edebileceğini düşündü.

English: It would be worth trying.
Turkish: O denemeye değerdi.

English: I thought it might be worth something.
Turkish: Bunun bir şeye değebileceğini düşündüm.

Be worth ingilizcede ne demek, Be worth nerede nasıl kullanılır?

Be : Bulunmak. Mal olmak. -dır. -dı. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. -di. Anlamına gelmek. -dir. Var olmak. Durmak.

Worth : Değerli şey. Bedel. Değerli. Değer. Kadir. Servet. Çap. Kıymet. Eder. Kıymeti pek az.

Be worth it : Zahmete değmek.

Be worth the trouble : Zahmete değmek.

Be worthy of : Değmek. -e layık olmak. -e değmek. Layık olmak.

Not to be worth a shit : Aşağılık bir şey olmak. Boktan bir şey olmak. Beş para etmemek. Değersiz bir şey olmak.

 

Be a bad judge of : Anlamamak.

İngilizce Be worth Türkçe anlamı, Be worth eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be worth ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Costs : Maliyetler. Tutmak. Giderler. Masarif. Mal olmak. Mal ya da hizmetler ve borçlar karşılığı yapılan ödemeler. Neden olmak. Sarfiyat.

Merited : Hak etmiş. Hak eden. Layık olmak. Hak etmek.

Atone for : Kefaret vermek. Telafi etmek. Ödemek. Kefaretini ödemek. Gönlünü almak. Kendini affettirmek. Tarziye vermek. Telafi.

Brush : Fırçalamak. Sürtünmek. Tilki kuyruğu. Hafifçe değmek. Sıyırmak. Fırçalama. Hafifçe dokunmak. Temizlemek. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Süpürmek.

Merit : Değer. Erdem. Layık olmak. -e layık olmak. Fazilet. Liyakat göstermek. Meziyet. Liyakat.

Kisses : Öpmek. Öpücükler. Öpüyorum. Öptüm. Dokunmak.

Kissed : Hafif dokunulmuş. Dokunmak. Öpmek. Öpülmüş.

Bottom : Dibe ulaşmak. Ulaşmak. Alttaki. Temeline inmek. Bir temel üzerine yerleştirmek. Kurmak. Dibe dokunmak. Dipteki. Dip.

Brushes : Sürtünmek. Fırçalamak. Süpürmek. Sıyırmak.

Be priced at : Fiyatında olmak. Satılmak.

Be worth synonyms : executes, get, add up to, demur, meet, bear, demurring, merits, bears, meriting, do, demurred, execute, cost, amount to, attain, be worthy of, demurs, doth, kiss, amount.