Being compelled türkçesi Being compelled nedir

  • Zorlanma.
  • Zorlanmış olma.
  • Mecbur bırakılmış olma.

Being compelled ingilizcede ne demek, Being compelled nerede nasıl kullanılır?

Being : Mevcudiyet. Yaradılış. Olma. Varoluş. Yapı. İnsan. Varlık. Bilinçten bağımsız olarak var olan nesnel dünya ya da özdek. Yaratık.

Compelled : Zorlanmış. Mecbur edilmiş. Zorlanan. Mecbur.

Being a native born israeli : Anayurdu israil olma. İsrail yerlisi olma. İsrail'de doğmuş ve büyümüş olma.

Being a shareholder : Hissedarlık.

Being abandoned : Terk edilmiş olma. Reddedilmiş olma. Bırakılmış olma. Ortada bırakılmış olma.

Being absorbed : İçine çekilmiş olma. Asimile dilmiş olma. Soğurulmuş olma. Absorbe edilmiş olma. Emilmiş olma.

İngilizce Being compelled Türkçe anlamı, Being compelled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Being compelled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Being forced : Güç kullanılarak yerinden edilme. Zor kullanılma.

Strain : Gerilmek. Filtre etmek. Eğilmek. Germek. Çabalamak. Gerginleştirmek. Gayret etmek. Uygulanan, bir gerilim sonucu bozunuma uğramakta olan bir özdekte uzunluk, alan ya da oylumun gerilim uygulamasından önceki değerinin uygulama süresindeki değerine oranı. Süzgeçten geçirmek.

Buffeting : Dövme. Aralıksız güçlü rüzgar esintisi veya dalga. Gövde titreşimi. Cama vurması. Dayak. Tokatlama. Vurma. Elle vurma hareketi. Güçlü rüzgarlardan dolayı bir uçağın bazı parçalarının veya tamamının sallanması.

 

Being pumped : Pompalanmış olma. Kuvvet uygulanma. Pompalanma.

Uneasiness : Rahatsızlık. Kaygı. Sıkıntı. Kuşku. Zorluk. Tedirginlik. Huzursuzluk. Malez. Endişe.

Buffetings : Elle vurma hareketi. Cama vurması. Tokatlayan. Tokatlama. Aralıksız güçlü rüzgar esintisi veya dalga. Dövme. Gövde titreşimi. Güçlü rüzgarlardan dolayı bir uçağın bazı parçalarının veya tamamının sallanması. Dayak.

Compulsion : Güçlü istek. İcbar. Baskı. Cebir. Yükümlülük. Zorunluluk. Güç kullanma. Zor. Öznel zorlama.

Compulsions : İcbar. Cebir. Zor. Zorlama. Zorunluluk. Baskı. Mecburiyet. Dürtü. Güç kullanma. Yükümlülük.