Beze nedir, Beze ne demek

Beze; bir anatomi terimidir. kökeni fransızca, rumca dillerine dayanır.

Yerel Türkçe anlamı:

Küçük yufka ekmeği.

Yufka açmadan önce, hamurun ayrıldığı toparlakların her biri, pazı.

Dinî bayramlarda çocuklara hayır için dağıtılan yağlı ekmek.

Yufka ekmeği açmadan önce hamurun ayrıldığı parçaların her biri

Dağlarda yetişen ve yazın toplanarak yenilen bir ot.

Ekmek mayası.

Bünye, vücut yapısı.

Yufka.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Yufka yapmak için hazırlanan hamur yumruları. (Kösten -Denizli) [bezi] : (Alçılı *Delice -Ankara)

Fransızca'da Beze ne demek?:

glande

Beze hakkında bilgiler

Beze, şu kavramları ifade etmek için kullanılır.

Beze ile ilgili Cümleler

  • Yeni konserve açacağım eskisinden daha sağlam, böylece umarım bezelyelerime kavuşmak artık 2 dakikamı almayacak.
  • O bezelyeler serpiştirmiş.
  • Bugün sis bezelye çorbası kadar kalındı.
  • Bezelyeyi uzatır mısın?
  • İki erkek kardeş iki bezelye tanesi kadar benzer.
  • Tabakta bir parça piliç, bir patates ve biraz yeşil bezelye vardı.
  • Hiç bezelye istemiyorum.
  • Bezelyeyi uzatır mısın, Tom?
  • İkiz erkek kardeşler iki bezelye kadar benzer.
 

Beze kısaca anlamı, tanımı:

Gözyaşı bezeleri : Gözyaşı bezleri.

Bezek : Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. Süs, ziynet.

Bezekçi : Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş. Gelinleri süsleyen kadın.

Bezekleme : Bezeklemek işi.

Bezeklemek : Süslemek.

Bezekli : Bezeği olan, süslü, süslenmiş.

Bezeleme : Bezelemek işi.

Bezelemek : Hamur topağı yapmak.

Bezeli : Bezeği olan, bezekli. Bezesi olan.

Bezelye : Bu bitkinin yuvarlak tanesi. Baklagillerden, yurdumuzun her yanında yetiştirilen, fasulyeye benzer, tırmanıcı bir bitki (Pisum sativum).

Bezeme : Süsleme. Süs, süsleyen şey.

Bezemeci : Bezeme yapan oymacı veya nakkaş.

Bezemecilik : Bezemecinin yaptığı iş.

Bezemek : Süslemek.

Bezemeli : Süslü, dekoratif.

Bezen : Bezek, süs.

Bezeniş : Bezenme işi.

Bezenme : Bezenmek işi.

Bezenmek : Bezeme işine konu olmak, süslenmek.

Bezetme : Bezetmek işi.

Bezetmek : Bezeme yaptırmak, süsletmek.

Bezeyici : Bezekleme yapan ressam.

Bezeyiş : Bezeme işi.

Girişik bezeme : Kıvrılarak, birbirinin içine geçerek uzayıp giden, yapraklı dalları andıran geometrik görünüşte birtakım biçimlerden oluşmuş bezeme çizgileri, girift tezyinat, arabesk.

 

Hint bezelyesi : Baklagillerden, sıcak ülkelerde yetişen, tohumları fasulyeye benzeyen bir bitki.

Özene bezene : Özenli bir biçimde, itina ile.

Özenip bezenmek : Bir işi ayrıntılarına varıncaya değin büyük bir özenle ve titizlikle yapmak.

Çıban : Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride veya deri altında şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi.

Şişkinlik : Şişkin olma durumu. Bağırsaklarda gaz birikmesi sonucu karında oluşan şişme ve gerginlik. Kabarıklık, şişlik. Enflasyon.

Gudde : Beze.

Hamur : Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu. Kâğıtta tür, nitelik. Öz, asıl, maya. İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri).

Pazı : Bir ekmeklik hamur topağı, beze. Ispanakgillerden, yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, yaban pancarı, yabani ıspanak (Beta vulgaris varcicla). Kolun omuz ile dirsek arasındaki bölümünde bulunan, şişkince kas kitlesi.

Yumurta : Tavuk yumurtası. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi. Er bezi.

Pudra : Bazı mineral ürünlerin karışımı ile elde edilen, cildi korumak, düzgün ve güzel göstermek veya kırışıklıkları, pürüzleri gizlemek amacıyla yüze ve tene sürülen, kokulu ince toz.

Kavram : Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon. Tutam, avuç dolusu. Karın zarı, periton. Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon.

Beze basmak : Ekmeğin yağda kızartılması ile yapılan bir çeşit yemek

Beze çevirmek : Hamuru beze halinde toparlamak.

Bezebilme : Bezebilmek işi.

Bezebilmek : Bezme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Bezee : Şalvar ve donun uçkur geçirilen yeri.

Bezeğen : Çok süsleyen.

Bezeh : Süs (donanma, şenlik, uşgurluk); bezeh vermek

Bezehy : Süs, ziynet.

Bezek kılmak : Süslemek.

Bezek vermek : Süslemek, tezyin etmek.

Diğer dillerde Beze anlamı nedir?

İngilizce'de Beze ne demek? : n. meringue, delicate mixture of egg whites and sugar that is beaten stiff and browned in the oven and is usually used as a topping for pies and cakes; gland

v. bedeck, adorn, decorate, bedight; trick out, trick up

v. be tired of life, be pessimistic about life, be world weary, be sickened with

Fransızca'da Beze : meringue [la]

Almanca'da Beze : n. Baiser

Rusça'da Beze : n. железа (F)