Biparasitic türkçesi Biparasitic nedir

İngilizce Biparasitic Türkçe anlamı, Biparasitic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Biparasitic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dependent : Bkz.dependant. Bağımlı. Bağlı. Muhtaç. Asılı.

A amplitude mod : Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır. A-mod görüntü.

A dna : Dna çift sarmalının sağ el sarmal yapısı gösterdiği ve çift zincirin bir tam dönüşünde yapıya 11 bazın girdiği dna biçimi. A dna.

Abdominal pain : Göğüs ve leğen arası bölgede biçimlenen, klinik belirtileri hayvan türlerine göre değişebilen ağrı, abdominal ağrı. Abdominal ağrı. Karın ağrısı.

Abdominal palpation : Avuç içi, parmak veya yumrukla çok hafif basınç uygulayarak karın bölgesindeki değişikliklerin niteliğini anlamak için yapılan muayene, abdominal palpasyon. Karın bölgesinin elle muayenesi. Abdominal palpasyon.

Bloodsucking : Kan dökme. Kan emme işi.

Abdominal distention : Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik. Abdominal gerginlik. Karın gerginliği.

 

A band : Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant. A bandı.

Abdominal ovariectomy : Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma. Abdominal ovaryektomi.

A clay : Beyaz kil. Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin.

Biparasitic synonyms : leechlike, parasitical, a crochordon, abamectin, abattoir, abaxial, a c deformity, hyperparasitic, abdomen, abdominal fat necrosis, a c syndrom.

Biparasitic zıt anlamlı kelimeler, Biparasitic kelime anlamı

Independent : Özgür. Başına buyruk. Kendi geliri ile geçinebilen. Bağımsız (ekonomik açıdan). Hür. Maddi yönden bağımsız. Kendi geçimini sağlayan. Serbest. Bağımsız. Müstakil.