Black buck türkçesi Black buck nedir

  • Kara antilop.
  • Çift parmaklılar (artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (bovidae) familyasından, 115 cm kadar uzunlukta, 80 cm kadar yükseklikte, erkeklerinde yay gibi kıvrılmış uzun boynuz bulunan, hindistan'da yaşayan bir tür.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Black buck ingilizcede ne demek, Black buck nerede nasıl kullanılır?

Black : Uğursuz. Siyah. Kara. Siyah giysi. Kararmak. Kara renk; üzerine düşen bütün ışığı soğuran cisimlerin rengi. Siyahi. Zenci. Karartmak. Siyaha boyamak.

Buck : Erkek kızılderili. Sıçramak. Canlandırmak. Sıçrayıp binicisini düşürmek. İtaatsizlik etmek. Karşı gelmek. Bak. Papel. Antilop, tavşan, geyik gibi bazı hayvanların yetişkin erkeklerine verilen ad. atlarda yukarıya doğru sıçrama.

Black africa : Kara afrika.

Black alder : Cehrigiller (rhamnaceae) familyasından, 2-3 m yükseklikte, kabukları müshil olarak kullanılan ağaççıklar. ciğar. Barut ağacı.

Black amber : Siyah kehribar. Karakehribar. Siyah amber.

Black and blue : Morarmış. Siyah-mavi. Yara bere içinde. Çürümüş. Çürük. Mosmor. Morartı.

İngilizce Black buck Türkçe anlamı, Black buck eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Black buck ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Aardvarks : Yer domuzugiller. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Cansız çevre. Abiyotik çevre.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

A cells : A hücresi. Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

 

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

Black buck synonyms : abramis zone, aardvark, acacia, abiotic factor, aardwolf, a cell.