Blacky türkçesi Blacky nedir

Blacky ingilizcede ne demek, Blacky nerede nasıl kullanılır?

Black africa : Kara afrika.

Black alder : Barut ağacı. Cehrigiller (rhamnaceae) familyasından, 2-3 m yükseklikte, kabukları müshil olarak kullanılan ağaççıklar. ciğar.

Black amber : Karakehribar. Siyah kehribar. Siyah amber.

Black and blue : Mosmor. Morartı. Yara bere içinde. Morarmış. Çürük. Çürümüş. Siyah-mavi.

Black and white : Basılı şey. Siyah beyaz. Aklı karalı. Siyah ve beyaz. Yazı. Siyah beyaz resim.

Black and white television : Siyah beyaz televizyon. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yalnız siyah ile beyaz arasındaki gri kertelenmesine uygun elektrik akımı kullanarak doğadaki renkleri ancak bu kerteleme içinde aktarabilen televizyon. renkli televizyon karşıtı. Görüntüleri sadece siyah ve beyaz renk tonlarında verebilen televizyon. Siyah-beyaz televizyon.

Black and white film : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Siyah beyaz film. Siyah-beyaz (film). Tek renk temeline dayanan, saydamsızlıktan saydamlığa kadar çeşitli yoğunluk dereceleri gösteren, görüntülükte siyahtan beyaza değin değişen gri kertelemeleri ortaya koyan film. renkli film karşıtı.

Black and white kinescope : Siyah-beyaz televizyon görüntülerini film üzerine saptayan filme saptayıcı çeşidi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Siyah-beyaz saptayıcı.

 

Black annealing : Kara tavlama.

Black and white display : Renksiz ekran. Siyah-beyaz ekran.

İngilizce Blacky Türkçe anlamı, Blacky eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blacky ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deficit : Eksik. Dezavantaj. Zarar. Açık (hesaplarda). Açık. Açık hesap. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Gelirin gideri karşılamaması durumu. bk. gedik. Açık (mali). Açık (bütçe veya hesap vb'nde).

Shortage : Açık. Fire. Eksiklik. Yokluk. Eksıklık. Noksan. Sıkıntı. Eksik. Kıtlık. Cari fiyattan arzın talebe cevap vermemesi.

Blacker : Uğursuz. Karalayıcı. Kasvetli. Kara. Kızgın. Koyu. Kötü. Siyah. Morarmış.

Value : Önem vermek. Göz ardı etmemek. Para değeri. Değerini bilmek. Değer vermek. Ç.değer yargısı. Mallar arasındaki değişim oranı. bir özdeğin para ile nitelendirilen değeri. ekonomik değer. bir mal değişiminde, karşılık olarak alınan başka bir mal niceliği. Kıymetini bilmek. Kıymet takdir etmek. Keşide etmek.

Crow : Karga gibi ötmek. Sevinç çığlığı atmak. Dünyanın yaratılışını ve insanların oluşumunu konu edinen ilkel efsanelerde önemli rol oynadığına inanılan; masallarda, halk inanmalarında gelecekten haber verici olarak nitelenen; ötüşünden, uçuşundan, bir yere konuşundan kötülük ya da iyilik getireceği çıkarılan kuş. Karga. Kargaya benzer kuş. Karga ötmek. Havalara uçmak. Övünmek. Böbürlenmek.

Coons : Kurnaz. Rakun.

Dunned : Ödenmesini istemek. Karanlık. Sıkıştırmak. Boz. Borçluyu sıkıştırmak. Alacağını istemek. Boz renk. Borçlusunu sıkıştıran alacaklı. Zorla alacağını istemek.

 

Africans : Afrikalı. Afrikaanca. Afrika ile ilgili. Afrika. Afrika'ya özgü.

Blackest : Karalayıcı. Kötü. Pis. Kara. Morarmış. Uğursuz. Koyu. Kasvetli. Kızgın.

Blacky synonyms : mineral deficiency, dark colored, coon, demand, black, dearth, coloured, brunettes, need, dark skinned, shortness, duskier, dark, colored, duns, tightness, crows, want, dark brown, deficiency, brunets, blackie, dun, blacks, blackamoor, brunette, absence, dark complexioned, stringency, brunet, famine, duskiest, blackamoors.

Blacky zıt anlamlı kelimeler, Blacky kelime anlamı

Presence : Mevcudiyet. Huzur. Yüksek frekansları düzenleyerek sesin canlılığını denetleyen bir çeşit frekans düzenleyici devre. Varlık. Hazır bulunma. Yapı. Bulunuş. Bulunma. Duruş.

Light : Işıldamak. Neşelendirmek. Yakmak. Açık (renk). Görme organına bağlı ya da görme organı aracılığı ile olan bütün duyulanma ve algıların vergisi. görme organını uyarabilen ışınım. Aydınlık. Eşik. Aydınlatmak. Işık tutmak. Işık saçmak.

White : Beyaz. Yumurta akı. Gözün beyaz kısmı. Soluk benizli. Solgun. Göz akı. Sütlü kavhe. Beyaz ırktan olan.