Black and blue türkçesi Black and blue nedir

  • Mosmor.
  • Siyah-mavi.
  • Morartı.
  • Yara bere içinde.
  • Morarmış.
  • Çürümüş.
  • Çürük.

Black and blue ile ilgili cümleler

English: Ali was beaten black and blue.
Turkish: Ali evire çevire dövüldü.

English: Two high school boys beat Tom black and blue.
Turkish: İki lise öğrecisi Tom'u döğüp çürükler içerisinde bıraktılar.

Black and blue ingilizcede ne demek, Black and blue nerede nasıl kullanılır?

Black : Siyahi. Morartmak. Morarmış. Siyaha boyamak. Siyahlatmak. Siyah giysi. Uğursuz. Karartmak. Kasvetli. Kara renk; üzerine düşen bütün ışığı soğuran cisimlerin rengi.

And : Ve bu yüzden. De. -bundan dolayı. Bir de. Sonra. Da. Hem... hem de. İle. Ve. Üstelik.

Blue : Sınav. Keyifsiz. Morali bozuk. Mavi. Umutsuz. Maviye boyamak. Blue. Canı sıkkın. Muhafazakar partili.

Beat black and blue : Evire çevire dövmek. Aralıksız olarak dayak atmak. Birini morartana kadar dövmek. Eşek sudan gelinceye kadar dövmek.

Black and white : Siyah ve beyaz. Siyah beyaz. Basılı şey. Siyah beyaz resim. Aklı karalı. Yazı.

Black and white camera : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Siyah-beyaz görüntü yayınında kullanılan alıcı. renkli alıcı karşıtı. Siyah-beyaz alıcı.

Black and white television tube : Siyah beyaz televizyon tüpü.

Black and white kinescope : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Siyah-beyaz televizyon görüntülerini film üzerine saptayan filme saptayıcı çeşidi. Siyah-beyaz saptayıcı.

 

Black and white film : Tek renk temeline dayanan, saydamsızlıktan saydamlığa kadar çeşitli yoğunluk dereceleri gösteren, görüntülükte siyahtan beyaza değin değişen gri kertelemeleri ortaya koyan film. renkli film karşıtı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Siyah beyaz film. Siyah-beyaz (film).

Black and white overheads : Siyah beyaz asetatlar.

İngilizce Black and blue Türkçe anlamı, Black and blue eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Black and blue ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cavities : Kovuk. Delik. Boşluk. Çukur. Oyuk.

Degenerated : Yozlaşmış. Bozulmuş. Soysuz. Solmuş.

Caries : Karie. Kemik çürümesi. Karies. Diş çürüğü. Yenirce. Diş çürümesi. Dişte çürüme.

Ecchymosis : Deri veya mukozalarda, yuvarlak veya düzensiz, mavi veya mor renkte, yama tarzında, yaklaşık bir el ayası büyüklüğündeki kanama alanı, ekimotik kanama. Morarma. Herhangi bir darbeye maruz kalan dokulardaki kan damarlarının yırtılması sonucu deri altına kanın toplanmasıyla oluşan morluk, bere, çürük, ezik. Bir darbe ile deride oluşmuş renk değişikliği. Ezik. Ekimoz. Bere.

Addlings : Bozulmak. Kokmak. Cılk. Kafa karıştırmak. Kokuşturmak. Şaşırtmak. Çürütmek. Bozmak. Çürümek.

Contusions : Eziklik. Ezilme. Kontüzyon (bedende). Sıyrık. Bere. Yara. Ezik.

Blue : Çarçur etmek. Maviye boyamak. Mavi yapmak. Deniz. Üzgün. En iyi doğrusal yansız tahminci. Mavi.

Addle : Kokmak. Bozulmak. Cılk. Şaşırtmak. Kafa karıştırmak. Bozmak. Kokuşturmak. Çürütmek. Çürümek.

 

Bruised : Çürüklü. İncik. Bereli. Çürük (yara vb).

Addles : Kokmak. Bozulmak. Şaşırtmak. Kokuşturmak. Kokmak (yum.). Çürütmek. Bozmak. Cılk. Çürümek. Bozulmak (yum.).

Black and blue synonyms : empurpled, bruise, decadents, addling, addled, bad, deep purple, bluer, livid, decomposed, carious tooth, contusion, blackest, blacker, contused, ecchymosed, black, carious, bluest, cavity, broken down, decadent, decayed, doty, contusioned, decay.