Bled türkçesi Bled nedir

  • Kanamak.
  • Kan ağlamak.
  • Kan almak.
  • Kan kaybetmek.
  • Boşaltmak (sıvı, gaz).
  • Para sızdırmak.
  • Kanını emmek.
  • Akmak (boyası).

Bled ile ilgili cümleler

English: Johnston bled to death before help arrived.
Turkish: Yardım gelmeden önce Johnston kan kaybından öldü.

English: Ali bled to death.
Turkish: Ali kan kaybından öldü.

English: His nose bled.
Turkish: Onun burnu kanadı.

English: Georgina bit her lips until they bled.
Turkish: Georgina kanayıncaya kadar dudaklarını ısırdı.

English: Ali bled to death before the ambulance arrived.
Turkish: Ali ambulans gelmeden önce kan kaybından öldü.

Bled ingilizcede ne demek, Bled nerede nasıl kullanılır?

Adapter disabled : Bağdaştırıcı devre dışı.

Ambled : Yavaş yavaş dolaşma. Yavaş yavaş yürümek. Rahvan gitmek. Salınarak yürüyüş. Salınarak yürümek. Sallana sallana yürümek. Rahvan. Rahat rahat yürümek. Rahvan koşmak. Yavaş yavaş dolaşmak.

Assembled : Toplanmış. Birleşmiş. Toplanan. Toplu. Mecmu. Birlikte yapılmış. Çatma. Oluşturmak.

Babbled : Mırıldanmak. Şırıldamak. Saçmalamak. Anlaşılmaz sözler söylemek. Çağıldamak. Ağulamak. Boşboğazlık etmek. Cırlamak. Gevezelik etmek. Ağzından kaçırmak.

Be troubled : Derdi olmak. Dert sahibi olmak. Derde düşmek. Merak etmek. Üzülmek. Dertlenmek.

 

Bumbledom : Önemsiz memurluk.

Bumbled : Ayağı takılmak. Bozmak. Kekeleyerek konuşmak. Kekelemek. Gevelemek. Arı vızıltısı. Yanısıra çekilmek. Mırıldanmak. Gaf yapmak. Hata yapmak.

Burbled : Çağıltı. Kanadın kenarındaki hava çalkantısı. Fıkırdamak. Şırlamak. Çağlamak. Mırıldanmak. Mırıldamak. Çağıldamak. Gürüldemek. Şırıldamak.

Bubbled : Fokurdamak. Balonlu. Köpürmek. Yakayı ele vermiş veya yakalanmış. Kabarcıklar yapmak.

Be untroubled by : Dert etmemek. Şikayetçi olmamak.

İngilizce Bled Türkçe anlamı, Bled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gouges : Kazıklamak. Oymak. Şantajla para almak.

Bleeds : Kenar taşması.

Bunk bed : Ranza.

Clean out : Silip süpürmek. Parasız bırakmak. Bir yeri temizlemek. İçini silmek. Boşaltmak. Soymak. Temizlemek. Ayıklamak. Boşaltıp temizlemek. Seçmek.

Shake down : Test etmek. Kıvrılıp yatmak. Silkelemek (ağaç vb.). Yatak hazırlamak. Silkmek. Haraca bağlamak. Yığmak. Yerleştirmek. Uyum sağlamak.

Eject : Defetmek. Atmak. Fışkırtmak. Fırlatmak. Kapı dışarı etmek. Boşaltmak veya deşarj etmek. Çıkarmak. Uçaktan atlamak. Dışarı atmak. Çıkartmak.

Squeeze : İzdiham. Sıkmak. Kalabalık. Sıkmak (meyve veya ıslak bez vb'ni). Suyunu çıkarmak. Merkez bankasının paranın değerini artırmak amacıyla para sunumunu daraltması. piyasalarda sunumun yeterli olmadığı durumda istem fazlasının yüksek fiyatlarla dengelendiği durum. maliyetlerdeki artışların tüketiciye yansıtılamadığı ve dolayısıyla karların azaldığı durum. Zorla koparmak. Ezmek. El sıkma. Baskı yapmak.

 

Cot : Örtü. Yatacak yer hazırlamada kolaylık sağlayan küçük yatak. Beşik. Kümes. Ağıl. Bebek karyolası. Bebek beşiği. Küçük kulübe. Portatif karyola. Genellikle çocuklar için.

Bled synonyms : built in bed, bedroom furniture, plank bed, platform bed, sleigh bed, bleed somebody, squeeze money out of, murphy bed, truckle, chamber, shed blood, deathbed, sleeping accommodation, bunk, sleeping room, trundle bed, expel, berth, hemorrhage, gouge, menstruate, bedchamber, twin bed, discharge, water bed, release, exhaust, four poster, sack, flow, truckle bed, tap, draw blood.

Bled zıt anlamlı kelimeler, Bled kelime anlamı

Natural elevation : Doğal yükseklik.

Walk : Dolaşmak. Yürüyüş. Gezinmek. Yürüyüşe çıkarmak. Gezdirmek. Adımlamak. Yürüyerek gitmek. Üzerinde yürümek. Gezmek. Yürüyüş yeri.