Boğazlamak nedir, Boğazlamak ne demek

  • Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek
  • Gaddarca, kan dökerek öldürmek.

"Boğazlamak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "İki Osmanlı neferi gizlenmişler imiş, biçareleri o dakika boğazlamışlar." - A. İlhan
  • "Ötmezse o horozu boğazlarız." - B. Felek

Yerel Türkçe anlamı:

Bitki diplerindeki toprağı gevşetmek.

Boğazlamak tanımı, anlamı:

Boğazlama : Boğazlamak işi.

Boğaz : Yeme içme. İki kara arasındaki dar deniz. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. Yedirip içirme yükümü, iaşe. İki dağ arasında dar geçit.

Boğa : Damızlık erkek sığır. Zodyak üzerinde Koç ile İkizler arasında yer alan takımyıldızın adı, Sevir.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı.

 

Keser : Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç.

Öldürmek : Çok üzmek. Boşuna geçmek. Bazı şeylerin diriliğini, tazeliğini veya sertliğini gidermek. Bitkinin solarak kurumasına sebep olmak. Yok olmasına, ortadan kalkmasına, azalmasına yol açmak. Bir canlının hayatına son vermek. Aşırı yormak. Sağlığını bozmak, rahatsızlık vermek. Etkisini ve gücünü azaltmak. Ölmesine yol açmak.

Gaddarca : Gaddara yakışır, gaddara uygun. (gadda'rca) Gaddara yakışır bir biçimde, gaddarcasına, insafsızca.

Kan : Soy. Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı.

Diğer dillerde Boğazlamak anlamı nedir?

İngilizce'de Boğazlamak ne demek? : v. garotte, garrote, strangle; slaughter, butcher

Fransızca'da Boğazlamak : égorger, juguler

Almanca'da Boğazlamak : v. erwürgen, hinschlachten

Rusça'da Boğazlamak : v. закалывать, колоть, удавить, задирать, перерезать, резать, заколоть, кольнуть, исколоть, задрать, порезать, зарезать