Broking türkçesi Broking nedir
- [#komisyon Komisyonculuk].
- Simsarlık.
- Bir komisyoncunun işi.
- Brokerlik.
Broking ingilizcede ne demek, Broking nerede nasıl kullanılır?
Pawnbroking : Tefecilik.
Brokage : Komisyonculuk. Komisyon. Aracıya ödenen komisyon. Simsarlık.
Brokages : Simsarlık.
Broke : Parasız. Kesik. Beş parasız (argo terim). İflas etmiş. Cebi delik. Beş parasız. Çulsuz. Meteliksiz. Züğürt. Eli boş.
Broke down : Çökmüş. Went out of working order. Parçalanmış. Got ruined.
Broken bread : Ekmeğini bölüşmek. Yemeğini paylaşmak. Ekmeğin bölmek. Biriyle yiyeceğini paylaşmak.
Broke the record : Belirli bir zamanda kadar resmi olarak belirlenmiş en iyi performanstan daha iyi performans göstermek (örneğin bir spor müsabakasında). Rekor kırmak.
Broken bone : Kıçını tekmelemek. Kemiklerini kırmak. Dövmek. Vurmak. Fena benzetmek. Kırılan kemik.
Broken account : Kesilen hesap. Kesilen sayışım. Kapatılmış hesap. İşlemlerin bir başka sayışıma alınması nedeniyle eski sayışımın arıtılması ya da kapatılması.
Broke new ground : Başaran. Gelişme gösteren. Keşifler yapan.
İngilizce Broking Türkçe anlamı, Broking eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Broking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Brokage : Aracıya ödenen komisyon. Komisyon.
Land : Ülke. Memleket. Karaya indirmek. Bir üretim faktörü olarak üretimin gerçekleştirildiği, korunabilen ancak yenilenemeyen, doğal kaynakları sağlayan ortamlardan biri. Vatan. Arazi. Aynı türden toprak parçası. Karaya getirmek. Çakmak.
Impart : Bildirmek. Vermek. Açıklamak. Katmak. Söylemek. Pay vermek. Açığa vurmak. Uygulamak.
Agency business : Aracılık. Aracılık faaliyeti. Acentelik.
Channel : Nehir yatağı. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Kanala dökmek. Yöneltmek. Maceraya sevketmek. Oluk. Kanal. Oymak. Hat. Arna.
Transmit : Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Geçirmek. Aktarmak. Resim ve ses imlerini televizyon almaçlarının izleyebileceği biçimde, elektromıknatıs ışımayla yaymak. bir izlenceyi televizyonla yaymak. İletmek. Ulaştırmak. Yaymak (radyo dalgaları veya telgraf sinyalleri vb'ni). Göndermek. -e aktarmak. Nakletmek.
Change : Değişim. Üzerini değişmek. Bozdurmak. Değiştirmek. Dönüşmek. Aktarmak. Para bütünlemek. Değişiklik. Çiftlerde başlama atışı yapan oyuncunun bundan sonra karşıdakilerin yapacağı 5 atışı karşılayacak olan takım arkadaşı ile yer değiştirmesi. Haline gelmek.
Brokerages : Tellaliye. Simsarlık ücreti. Komisyon ücreti. Simsariye. Kürtaj (borsada). Komisyon.
Convey : (bilgi) aktarmak. Getirmek. İblağ etmek. Yaymak. Götürmek. Aksettirmek. Bildirmek. Devretmek. İfade etmek. Nakletmek.
Ferry : Araba vapuru. Bir araçla taşımak. Kayık. Götürmek. İşlemek. Karşı sahile taşımak. Feribotla taşımak. Rıhtım. İki kıyı arasında araba ve insan taşıyan gemi. Feribot.
Broking synonyms : come, come up, take back, tube, brocage, conduct, bring back, transit, whisk, jobbing, transport, return, modify, brokerage, carry, fetch, alter, factorship, take, brokages, intermediate trade, get.
Broking zıt anlamlı kelimeler, Broking kelime anlamı
Go : Ölmek. Geçmek. Gitmek. Ayrılmak. Devrolunmak. Yok olmak. Başlamak. Haline gelmek. Girişim. Canlılık.
Perfect : Eksiksiz. Mükemmel. Kusursuz yapmak. Tam. Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb. Yetkin. Kusursuz. Geliştirmek. Berkemal.
Uninjured : Yaralanmamış. İncinmemiş. Zarar görmemiş.
Broking antonyms : sound, unbroken, undamaged.
Broking ingilizce tanımı, definition of Broking
Broking kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of or pertaining to a broker or brokers, or to brokerage.

Bu kısımda Broking kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Broking ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Broking anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Broking ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.