Bug nedir, Bug ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Buhar, buğu.

Bug hakkında bilgiler

Bug, mana olarak böcek demektir. Sosyal hayatta türemiş kökeninde (böcek) doğal olarak kullanılır. Daha çok kullandığı alan programlamadır. Böceğin ufak yapısı ve delik oyuk benzeri yerlere çabuk, görünmeden girmesi üzerine bu terim bilgisayar alanında kullanılmıştır. Bug genel olarak bilgisayar programlarındaki ve sistemlerindeki hataları, beklenmeyen sonuçları veya sistemin alışılmadık biçimlerde çalışmasına neden olan oluşumları tanımlamak için kullanılır. Bugların büyük bir kısmı program geliştiricilerin dizayn veya kaynak koddaki hatalarından geri kalan kısmı da derleyicilerin hatalı kod üretmesinden kaynaklanır. Bir program çok sayıda bug içeriyorsa ya da buglar çalışmasını ciddi şekilde aksatıyorsa programa buglu (buggy) denir. Buglar hakkında bizi ayrıntılı şekilde bilgilendiren raporlara bug raporları (bug reports), hata raporları (fault reports), problem raporları (problem reports) vb. denir. Ağır olup büyük odaları kaplayan bilgisayarlarda böceğin görünmesi üzerine günümüze kadar geçerliliğini korumuştur. Bilgisayar teknolojilerinde; hata, arka planda çalışan gizli uygulama, hata sayesinde yönetimi ele geçirmek gibi ufak açıklar için sıkça kullanılır.

 

Bug anlamı, tanımı

Sosyal hayat : İnsanın toplum içindeki yaşama biçimi, sosyal yaşam

Alışılmadık : Alışılmamış, az görülen, olağanüstü.

Kullanılmış : Az veya çok bir zaman için başkasının malı olmuş, yeni olmayan, müstamel.

Arka planda : Geride. Önemsiz.

Ele geçirme : Hukuki açıdan bir firmanın başka bir firmanın varlıklarının yarısından fazlasını satın alması. karşılığı beyaz şövalye, kara şövalye.

Programlama : Programlamak ya da programlaştırmak işi.

Geliştirici : Mayayı harekete geçirmek ve şişirmeyi artırmak için una katılan nişasta ve tuz karışımı (fosfatlar). Karoten nedeniyle oluşan rengi ağartma veya maskelemek için una, katılan, beyazlatıcı veya renk giderici (persülfatlar gibi) tepkenler.

Bilgisayar : Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.

Tanımlamak : Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtmek ve açıklamak, tarif etmek.

Tanımlama : Tanımlamak işi, tarif etme.

Teknoloji : Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri, bunların kullanım biçimlerini kapsayan uygulama bilgisi, uygulayım bilimi. İnsanın maddi çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği araç gereçlerle bunlara ilişkin bilgilerin tümü.

 

Sayesinde : Aracılığıyla, yardımıyla.

Arka plan : Bir şeyin gerisindeki görünüm, geri plan. Önemsiz, değersiz.

Ayrıntılı : Ayrıntısı olan, teferruatlı, tafsilatlı, detaylı, mufassal, ince, uzun. Ayrıntılara girerek.

Derleyici : Derleme yapan kimse, derlemeci.

Büyük oda : Topkapı sarayının Enderun bölümündeki altı koğuştan, Edirne, Galata ve İbrahim Paşa saraylarından gelen kıdemli acemi oğlanlarının eğitim görmek üzere alındıkları, ikinci koğuş.

Geçirmek : Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

Hakkında : İlgili olarak, üzerine.

Uygulama : Uygulamak işi, tatbikat, tatbik, pratik. Yürütüm. Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, kılgı, tatbik, ameliye, pratik. Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata tatbik etme, tatbik.

Alışılma : Alışılmak işi.

Diğer dillerde Buftalmus anlamı nedir?

İngilizce'de Buftalmus ne demek ? : buphtalmos