Burning türkçesi Burning nedir

  • Yakış.
  • Kızgın.
  • Yakma.
  • Önemli.
  • Şiddetli.
  • Zehirlenmelerde zehrin saptanması için yapılacak analize uygun alınan örneklerin, ısıya dayanıklı pota gibi malzemeler içerisinde kül fırınında yakılması olayı.
  • Yanan.
  • Yakıcı.
  • Yanma.
  • Mühim.
  • Ateşli.
  • Fırınlama.
  • Acil.
  • İvedi.
  • Hararetli.
  • Çözüm bekleyen.
  • Büyük.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.

Burning ile ilgili cümleler

English: Ali pulled Mary out of the burning car.
Turkish: Ali yanan arabadan Mary'yi çıkardı.

English: Ali died trying to save a child from a burning building.
Turkish: Ali yanan bir binadan bir çocuğu kurtarmaya çalışırken öldü.

English: Ali was able to escape from the burning plane.
Turkish: Ali yanan uçaktan kaçabildi.

English: Ali got in a burning car and burned.
Turkish: Ali yanan bir arabaya bindi ve yandı.

English: Ali did everything within his power to save the children that were trapped in the burning building.
Turkish: Ali yanan binada sıkışmış çocukları kurtarmak için gücü dahilinde her şeyi yaptı.

Burning ingilizcede ne demek, Burning nerede nasıl kullanılır?

Burning bush : Yakılan fakat yanıp kül olmayan ve sürgün kitabında tarif edilen çalılık.

Burning coal : Bir ateşten için için yanan geriye kalanlar. Köz. Kömür yakılması.

Burning down : Yanıp kül olmak. Tamamen yanmak.

 

Burning glass : Yakma camı. Büyüteç. Pertavsız.

Burning incense : Hoş ve güzel ıtırlı bir koku yaratması için yakılan tütsü. Birini kötülüklerden arıtma, büyüden kurtarma ya da kimi sayrılıklardan sağaltma amacıyla içinde etkili güç bulunduğuna inanılan otları, yaprakları ateş üzerine atarak yakma, duman çıkarma. Tütsüleme.

Burning shame : İçe işleyen aşağılanma. Büyük utanç.

Burning zone lining : Pişirme bölgesi örgüsü.

Dry burning method : Yem örneklerinin kül fırınında 550 oc’de belirli süre yakılmasıyla elde edilen, örneklerin inorganik kısmını belirlemede kullanılan yöntem. Kuru yakma yöntemi.

Fast burning igniting fuse : Hızlı fitil.

Burning sun : Güçlü güneş ışığı. Güneşten gelen güçlü ışınlar. Çok sıcak güneş ışığı. Yakıcı güneş.

İngilizce Burning Türkçe anlamı, Burning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Burning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Evangelicals : Son derece protestanca (bir yaklaşım vb). İncil'i öğretmeyle ilgili. İncil'e ait. İncil ya da isa'nın öğretisi ile ilgili. Protestan. Bazı protestan ilkelere aşırı bağlı olan. İncil'in mesajına uyan. İncil'de bulunan.

 

Astringents : Astrenjan. Sert. Kanamayı durduran ilaç. Kanı durduran. Büzücü. Lokal olarak doku ve damarları büzen ilaç. Damarları büzen ilaç. Kanamayı kesici. Kan durdurucu.

Firing : Ateşleme. Pişirme (toprak eşyayı). İşten kovma. Ateşleme (tüfek veya top vb'ni). Kovma. Pişim. Ateş etme. İşten çıkarma. Yakacak.

Fuel burn out : Yakıt içinde oluşan ısının tamamını çeken soğutucu donanımın yetersiz kalması sonucu, yakıt unsurunun önemli ölçüde hasar görmesi.

Burners : Brülör. Gaz memesi.

Biggie : Nüfuzlu kimse. Etkili kimse (argo terim). Önemli kimse.

Immediate : Hemen. Anlık. Doğrudan. Çabuk. Derhal. Hazır. Yakın. Şimdiki. Mübrem.

Hastier : Acele. Aceleci. Düşüncesizce yapılmış. Çabuk. Süratli. Daha süratli. Çabuk sinirlenen. Telaşçı. Hızlı.

Incinerations : Kül etme. Külleme. Külleştirme. Çöp yakma. Yakıp kül etme. Ölü yakma. İnsinerasyon. Atık yakımı.

Burning synonyms : change of integrity, burnings, on fire, bitter, abdominal fat necrosis, piquant, fervid, caustic, capital, incendiarism, conflagrant, kiln drying, crucials, crit, firings, a band, ignitions, abdominal ovariectomy, posting, brutal, instant, ampler, flared, crucial, abdomen, dithyrambic, red ball, expansive, fevered, instants, ambitious, hastes, hurried.

Burning zıt anlamlı kelimeler, Burning kelime anlamı

Unimportant : Fındık kabuğunu doldurmaz. Ufak tefek. Mühim olmayan. Hafif. Önemsiz.

Burning antonyms : unfueled.

Burning ingilizce tanımı, definition of Burning

Burning kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The state of being on fire or excessively heated. Being on fire. That burns. Fiery. The act of consuming by fire or heat, or of subjecting to the effect of fire or heat. Excessively hot.