Canalizes türkçesi Canalizes nedir

  • (bir yöne) kanalize etmek.
  • Yönlendirmek.
  • Kanalize olmak.
  • Kanal açmak.
  • Bir başka yöne yönelmek.
  • Suyu bir yöne akıtmak.
  • Bir yöne akıtmak.
  • Kanal haline getirmek.
  • Yöneltmek.
  • Kanalize etmek.
  • Kanal yapmak.

Canalizes ingilizcede ne demek, Canalizes nerede nasıl kullanılır?

Canalize : (bir yöne) kanalize etmek. Kanal açmak. Yöneltmek. Kanalize etmek. Kanal yapmak. Kanalize olmak. Bir yöne akıtmak. Bir başka yöne yönelmek. Suyu bir yöne akıtmak. Yönlendirmek.

Canalized : Kanalize etmek. Kanalize. Yönlendirmek. Kanal haline getirmek. Kanal açmak.

Canalization : Arna açma. Kanalize etme. Kanallar sistemi. Kanal açma. Kanalizasyon.

Canalizations : Kanalizasyon. Kanal açma. Kanalize etme. Kanallar sistemi.

Canalizing : Kanal açmak. Yönlendirmek. Kanalize etmek. Kanal haline getirmek.

Canaliculation : Çentik veya diş yapımı. Yiv veya oluk yapımı.

Canaliculus : Kanalikülit. Küçük kanal, kanalcık. Kanalikül. Kanalikulus. Vücuttaki küçük kanal (anatomi terimi). Yiv. Kanalcık. Oluk.

Canalicular : Küçük bir kanal veya tüple alakalı.

Recanalization : Rekanalizasyon.

Canalicules : Kanalcıklar.

İngilizce Canalizes Türkçe anlamı, Canalizes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Canalizes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Channel : Bağlantı. Oymak. Alıcı oluğu. Arna açmak. Kanal. Dağıtımı yapılan bir mal ya da değerin izlediği olağan yol ya da yön. Kanala dökmek. Elektriksel imlerin aktarılmasında kullanılan, tek ya da iki yönde olabilen tek yol (alıcı oluğu, ses oluğu, seslendirme oluğu, yinelenim oluğu, vb.). tv. bir televizyon yayınında resim yayını ile buna bağlı ses yayınının kapsadığı yinelenim kuşağı; televizyon kuşaklarının ayrıldığı bölümlerden her biri. Hat.

Conducts : Rehberlik etmek. Yönetmek. İletmek. Geçirmek. İdare etmek.

Impute : Üstüne yıkmak. Yüklemek. Suçlamak. İtham etmek. Vermek. Üstüne atmak. Atmak. Atfetmek. Üstüne atma (yükleme).

Destine : Ayırmak. Nasip etmek. Kaderinde olmak. Geleceğini önceden belirlemek. Önceden belirlemek. Kaderini önceden belirlemek.

Destines : Kaderinde olmak. Nasip etmek. Önceden belirlemek. Ayırmak. Kaderini önceden belirlemek. Geleceğini önceden belirlemek.

Aimed : Nişan almak. Çalışmak ( e). Hedeflemek. Fırlatmak (füze). Niyet etmek. Kastetmek. Doğrultmak.

Directs : Emretmek. Adres yazmak (gönderiye). İdare etmek. Doğrudan. Komuta etmek. Yolu tarif etmek. Doğrultmak. Yol göstermek. Yönetmek.

Assign : Görev vermek. Ayırmak. İş vermek. Belirlemek. Devretmek. Bağlamak. Atamak. Hamletmek. Tahsis etmek. Bir işe koymak.

Channels : Emir ve komuta kanalı. Maceraya sevketmek. Boru boşluğundan. Kanallar. Kanala dökmek.

Profane : Profan. Putperest. Kutsal şeylere karşı saygısız. Saygısız. Saygısızlık etmek. Laik. Allah'a karşı son derece saygısız olan. Dinsiz. Pisletmek. Dinle ilgisi olmayan.

Canalizes synonyms : carnalise, diverted, govern, channelling, subvert, corrupt, channeled, conduct, ascribe, deprave, divert, destining, sensualise, channeling, pervert, sensualize, debauch, channelled, demoralise, debase, channelise, diverts, misdirect, canalise, governs, channelizing, demoralize, direct, channelized, vitiate, forward, channelizes, channelize.