Carık nedir, Carık ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Aydınlık, ışık.
Çarık.
Yarık.
Keklik avlarken avcının arkasına saklandığı keklik resimli bez.
Ateş küreği.
Carık anlamı, tanımı
Carı : Canlı, becerikli, eli çabuk. [Bakınız: cırtık]. Çabuk. Şımarık, hoppa, züppe. Açıkgöz. Çabuk, ivedi, hızlı. Genç. Çabuk, hızlı, tez
Carıklanmak : Aydınlanmak.
Carıklatmak : Aydınlatmak.
Carıklık : Aydınlık, ışık.
Ateş küre : Erimiş hâlde olduğu sanılan yer çekirdeği, pirosfer.
Aydınlık : Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.
Resimli : İçinde resimler bulunan, musavver.
Aydınlı : Kabadayıdır, tek başına mahallenin düzenini sağlar. Perdedeki tiplere göre dev boylu olan Aydınlı, "Efe" olarak da anılır. Kimi oyunlarda Tuzsuz Deli Bekir'in yerini alır. Aydın ilinden olan kimse. Batman ilinde, Gercüş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Diyarbakır ili, Çüngüş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Erzurum ili, Tekman ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Eskişehir şehrinde, Sivrihisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Samsun kenti, Vezirköprü belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Şanlıurfa kenti, Ovacık bucağına bağlı bir yer. Uşak kenti, Eşme belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Türk gölge oyununda kabadayı ya da efe tipi. Tek başına mahallenin düzenini sağlar. Efe olarak da perdeye çıkar. Kimi oyunlarda Tuzsuz Deli Bekir'in görevini yüklenir.
Keklik : Sülüngillerden, güvercin büyüklüğünde, eti için avlanan, tüyü boz, ayakları ve gagası kırmızı renkte bir kuş (Perdrix). Alımlı, güzel kadın.
Yarık : Yarılarak açılmış yer, geniş çatlak. İnce bir çizgi durumunda açılmış yara. Çatlak. Yarılarak açılmış ya da yarılarak oluşmuş. Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik. Anlaşmazlık. Dişinin cinsel organı.
Resim : Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Tören. Fotoğraf. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Açık gösterge, kesin sonuç.
Aydın : Işık alan, ışıklı, aydınlık. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel. Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı). Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
Çarık : İşlenmemiş sığır derisinden yapılmış olan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı. Çene. Araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir levha. Para cüzdanı.
Avcı : Avı kendine iş edinen kimse. Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir takımyıldız, Cebbar, Orion. Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan).
Avla : Ağıl. Ağız. Bahçelerin etrafına ağaç ve ince dallardan yapılan çit, engel. Ay ağılı, hale: Bugün ayda avla var. Bahçelerin etrafına ağaç ve ince dallardan yapılan çit, engel. 3.İnce, uzun çam ağacı veya direk, sırık. Dam merteklerinin küçüğü. Tahta perde. [Bakınız: avıl]. Avlu, evlerin küçük bahçesi. Tahıl yıkamak için su kenarına yapılan beton ark, küçük havuz. Balık tutmak için ırmaklarda taşla çevrilen daire. 1. Ahırda hayvanların yem yediği yer. Çerçeve, çevre: Aklının avlası o kadarcık. Bahçe, bağ çevresine ağaç ve ince dallardan yapılan çit. Ağıl içindeki kuzu bölmesi (Ç. Çiftliği). Koyun ağılı. Bahçeleri çeviren dal, tahta sınır, çit. (Dodurga Bozüyük Bilecik) (avlak) : (İnköy Kütahya). [Bakınız: avlağı].
Ateş : Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.
Çarı : Çarık.
Yarı : Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf. Gereğinden az, tam olmayarak. Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan. Devre arası.
Işık : Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb.
Arka : Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
Diğer dillerde Cardan yöntemi anlamı nedir?
İngilizce'de Cardan yöntemi ne demek ? : cardan method

Bu kısımda Carık nedir? Carık ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Carık tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Carık hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.