Cibil hurç etmek nedir, Cibil hurç etmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Emanet veya ödünç verilmiş şeyi alıp kendine mal etmek.

Cibil hurç etmek anlamı, tanımı

Cibi : Cılız, zayıf. Bebek, süt çocuğu. [Bakınız: cücük]. [Bakınız: cibar]. [Bakınız: çibi]. Aile. Post. Sepet örmekte kullanılan fındık veya kestane dalı. Keten tohumu. Kümes hayvanlarının yavrusu, civciv. Oğlak

Cibil : Geçim darlığı çeken, yoksul, züğürt. Cılız, zayıf. Terbiyesiz, şımarık. Sulu çamur. Küçük bir cins yaban ördeği. Çırpı, an: Bir cibilde yaparım. Çapak. Bataklık. Suyun sığ yeri.

Etme : Etmek işi.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Hurç : Genellikle yelken bezinden veya meşinden yapılmış büyük heybe. Çeşitli kumaşlardan yapılan, içerisine battaniye, yorgan vb. eşya konulan özel çanta.

Emanet : Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb., inam, vedia. Can, ruh. Bir kimse ile birine gönderilen şey. Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer.

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

 

Ödünç : İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen (şey).

Kend : Kasaba, şehir.

Ödün : Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçme, ödünleme, ivaz, taviz. Bir ülkenin yaptığı anlaşma ile, başka ülke ya da ülkelerin mallarına uygulanacak bildirmelik yönünden tanıdığı ayrıcalık.

Veri : Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done. Bilgi, data. Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi. Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey. Gözlem ve deneye dayalı araştırmanın sonuçları. Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Eman : Radyoaktif cisimlerde ölçü birimi.

Mal : Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü. Esrar. Bayağı, aşağılık, kötü kimse. Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, emtia. Büyükbaş hayvan. Orospu.

Diğer dillerde Ciaccio boyası anlamı nedir?

İngilizce'de Ciaccio boyası ne demek ? : ciaccio’s stain