Eman nedir, Eman ne demek

Eman; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Eman ile ilgili Cümleler

  • Beyninizi Allah size emanet olsun diye vermemiş.
  • Benim emanet anahtarını bulamıyorum.
  • O, bir öğrenci olarak devam etmediği üniversitenin tek emanetçisi.
  • Jale bana Allah'ın emaneti.
  • Emanet anahtarın nerede?
  • Ona bir emanet verdim ve sonra o ortadan kayboldu.
  • Emanet aldığım bıçağı geri verdim.
  • O, çocuğunun bakımını halasına emanet etti.
  • Üzgünüm, bilmediğim insanlara emanet etmem.

Eman kısaca anlamı, tanımı:

Emanet : Can, ruh. Bir kimse ile birine gönderilen şey. Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb., inam, vedia. Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer.

Emanet ata binen tez iner : "ödünç alınmış araçlarla girişilen işler çok kez yürütülemez" anlamında kullanılan bir söz.

Emanet bırakmak : Bir şeyi veya bir kimseyi birine veya bir yere bir süreliğine bırakmak.

Emanet dolabı : Emanetçinin aldığı para veya eşyayı sakladığı mobilya.

Emanet eşeğin yuları gevşek olur : "bir kimseye emanet edilen şeyin o kimse tarafından iyi korunmadığı her zaman görülen olaylardandır" anlamında kullanılan bir söz.

Emanet hayvanın kuskunu yokuşta kopar : "eğreti olarak kullanılmak üzere verilen şey uydurma olur, hiç umulmadık bir anda bozulur" anlamında kullanılan bir söz.

 

Emanetçi : Ücret karşılığı eşyayı koruyan kimse. Bir görevi geçici olarak üstlenen.

Emanetçilik : Emanetçinin yaptığı iş.

Emanete hıyanet olmaz : "emanet olarak bırakılan şey titizlikle korunmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Emaneten : Emanet olarak.

Radyoaktif : Işın etkin.

Cisim : Gövde, beden, vücut. Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey.

Ölçü : Belirlenmiş boyut. Ölçme sonucu bulunan rakam. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Değer, itibar. Ölçüt. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.

Birim : Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit. Bir kümenin her elemanı. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite.

Eman yüzüğü : Birisine aman verildiğini bildirmek üzere verilen yüzük.

Emanasyon : Radyoaktif maddelerin ışın yayımı.

Emanet usulü alınan vergi : Osmanlı İmparatorluğunda verginin yükümlüden alınıp hazineye devredilmesi sürecinde vergi tahsilatının resmi kurumlar ve memurlar aracılığı ile yapılması.

Emanullah : (ema:nullah) Bir erkek ismi olarak anlamı; Allah’ın güvendiği kişi.