Climb türkçesi Climb nedir

Climb ile ilgili cümleler

English: A dog can't climb up a wall.
Turkish: Bir köpek duvara tırmanamaz.

English: Ali had always wanted to climb Mt. Fuji, but until now, had not found the time to do so.
Turkish: Ali her zaman Fuji Dağı'na çıkmak istemişti fakat şimdiye kadar, bunu yapmak için zaman bulamamıştı.

English: Ali and Mary are going to climb Mt. Fuji next summer.
Turkish: Ali ve Mary gelecek yaz Fuji Dağı'na tırmanacaklar.

English: After that, internal temperature begins to climb rapidly.
Turkish: Sonra, oda sıcaklığı birden artmaya başladı.

English: Ali attempted to climb over the fence.
Turkish: Ali çite tırmanmaya çalıştı.

Climb ingilizcede ne demek, Climb nerede nasıl kullanılır?

Climb a mountain : Dağa tırmanmak. Dağa çıkmak.

Climb down : Vazgeçmek. Yokuş aşağı inmek. Aşağı inmek. Alttan almak. İnadı bırakmak. Kabullenmek. Tutunarak inmek. Tutumundan vazgeçmek. Aşağıdan almak. Fikrinden vazgeçmek.

Climb down the tree : Ağaçtan inmek.

Climb indicator : Tırmanma göstergesi. (havacılık) irtifa göstergesi. Uçağın alçalma veya yükselme oranını gösteren cihaz.

Climb milling : Yatay frezeleme.

 

Climbable : Tırmanılabilir.

Rapid climb : Çabuk tırmanma.

Climbed : Sarılarak tırmanmak. Tırmanmak. Aşama kaydetmek. Çıkmak. Yükselmek.

Climb the walls : Bir bölüme tırmanarak çıkmış. Aklı başından gitmek. Yerinde duramamak. Heyecandan yerinde duramamak. Duvara tırmanmış. Oldukça heyecanlı olmak.

Rate of climb : Tırmanma hızı.

İngilizce Climb Türkçe anlamı, Climb eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Climb ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clambers : Güçlükle tırmanmak.

Blows : Büyütmek. Nefes vermek. Blow (üflemek). Islık çalmak. Patlamak. Bitmek. Filizlenmek. Dalgalandırmak. Dalgalanmak.

Escalade : Merdivenle çıkarak saldırmak.

Updraft : Yukarı çekiş. Yukarı yönlü hava akımı. Havanın yukarı yükselişi. Havanın yükselmesi.

Escalations : Kızışma. Yükseltme. Eskalasyon. Yükselme. Artma. Artırma. Pahalanma. Gerginlik.

Climbing : Çıkma. Artış. Dağcılık. Tırmanan. Tırmanıcı. Kendine özgü araçlarda, vücudu, kollarla yardımlı yardımsız çekerek yukarı doğru yer değiştirme.

Updrafts : Yukarı yönlü hava akımı. Havanın yükselmesi. Yukarı çekiş.

Clinging : Ahtapot gibi. Yapışan giysi. Yapışkan. Sıkan. Dar. Çok bağlı. Sıkı. Sarılan.

Scale : Skala. Pul pul olmak. Ölçekleme. Ölçü. Basamak. Kabuk. Barem. Isıtılan sert suyun, bulunduğu kabın iç yüzeylerinde oluşturduğu katman. Ölçek. Tarife.

Be in the ascendant : Yıldızı parlamak. İtibar kazanmak. Hükmetmek.

Climb synonyms : declinations, advance, swarm, uprise, swarming, swarms, absent oneself, ascent, bank, cling, make progress, wax, break through, breaking out, entrainment, climbed, descents, bump up, break out, arisen, broken through, lift, escalation, banks, swarmed, glacis, boomed, clambered, arise from, jump, arises, ride, grade.

 

Climb zıt anlamlı kelimeler, Climb kelime anlamı

Fall : Satakda mal, pay belgiti, para kambiyo ve benzerleri geçer değerlerindeki düşüş. Asılmak. Devrilmek. Azalma. Rastlamak. Düşüş. Başlamak. Oturmak (laf). Ucuzlamak. İnmek.

Decrease : Düşmek. Küçültmek. Eksiltmek. Düşüş. Eksilme. Düşüş göstermek. Azaltmak. Azalma. İnişe geçmek. Azalmak.

Wane : Küçülmek. Azalma. Sonuna yaklaşmak. Batmak. Azalmak. Azaltmak. Sönmek. Solmak. Küçülme.

Climb ingilizce tanımı, definition of Climb

Climb kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To ascend or mount laboriously, esp. by use of the hands and feet. To ascend, as by means of the hands and feet, or laboriously or slowly. Ascent by climbing. The act of one who climbs. To mount.