Colonies türkçesi Colonies nedir

Colonies ile ilgili cümleler

English: The English established colonies in America.
Turkish: İngilizler Amerika'da koloniler kurdu.

English: Gaza is one of the most overcrowded and poorest colonies in the world.
Turkish: Gazze dünyanın en aşırı kalabalık ve fakir sömürgelerinden biridir.

English: The other colonies began sending troops to help.
Turkish: Diğer koloniler yardım etmek için asker göndermeye başladı.

English: France used to have many colonies in Africa.
Turkish: Fransa'nın Afrikada birçok kolonileri vardı.

English: France's currency was the franc, and its symbol was ₣. While it is no longer used in France, francs are still in use in some former French colonies such as Guinea.
Turkish: Fransa'nın para birimi franktı ve sembolü "₣" idi. Frank Fransa'da artık kullanılmıyor ama Gine gibi bazı eski Fransız kolonilerinde hâlâ kullanılmaktadır.

Colonies ingilizcede ne demek, Colonies nerede nasıl kullanılır?

Middle colonies : Orta koloniler. Hollanda ve isveçliler tarafından yerleşilen kuzey amerika kolonileri (günümüz new york, new jersey, pennsylvanya, ve delaware bölgelerinde).

Colonial : Sömürgede oturan kimse. Sömürge. Sömürgeci. Sömürgeye ait. Kolonyal. Bir kolonide yaşayana özgü. Sömürgeyle ilgili. Anayurdundan ayrı bir kolonide yaşayana özgü. Bir veya daha fazla sömürgeye ait veya onunla ilgili olan. Koloni ile ilgili.

 

Colonial administration : Sömürge yönetimi.

Colonial architecture : Sömürge mimarisi.

Colonial bond : Sömürge tahvili. Sömürge borç belgiti. Müstemleke tahvili. Koloni tahvili. Sömürge yönetimince çıkarılan borç belgiti.

Colonialists : Sömürgecilik destekçisi. Sömürgecilik yanlısı. Sömürgeci. Sömürge yönetimi yanlısı (sömürge kurarak meydana gelen bölgesel genişleme).

Colonials : Sömürgeyle ilgili. Bir veya daha fazla sömürgeye ait veya onunla ilgili olan. Bir kolonide yaşayana özgü. Koloni ile ilgili. Kolonyal. Sömürgeye ait. Sömürgede oturan kimse. Sömürgeci. Anayurdundan ayrı bir kolonide yaşayana özgü. Sömürge.

Colonially : Sömürgeci bir şekilde. Kolonyal olarak. Sömürgecilik ile (sömürge kurarak meydana gelen bölgesel genişleme).

Colonic aganglionosis : Kolon agangliyonozisi. Myenterik pleksus’ta gangliyon hücrelerinin bulunmaması sonucu, kolonun açık olmasına karşın boşluğunun daralması ve önde kalan kolon bölümünün aşırı genişlemesiyle belirgin özellikle taylarda görülen, doğumdan itibaren şiddetli sancıyla ve yaklaşık 48 saat sonra ölümlerle belirgin bir yapılış bozukluğu, agangliyonik megakolon, doğuştan megakolon, doğuştan kolon agangliyonozisi, megakolon.

Colonic displacement : Kolonun sağ üst veya sol üst pozisyonlara yer değiştirmesi. atlarda kolonlarda gaz toplanması veya yerde yuvarlanmaları sırasında biçimlenir. Kolonların yer değiştirmesii.

 

İngilizce Colonies Türkçe anlamı, Colonies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Colonies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Plantation : Büyük çiftlik. Yerfıstığı, kakao, kahve ve kauçuk gibi ürünleri yetiştirip uluslararası pazarlara satmayı amaçlayan, anaparası çok kez yabancı ortaklıklarca sağlanan geniş topraklar. Koru. Çiftlik. Fidanlık. Tarla (ekili). Ekili alan. Plantasyon.

Lieutenant colonel : Yarbay.

Colony : Kümeç. Başka bir ülkeye yerleşmeye giden göçmen topluluğu ya da bu topluluğun yerleştiği yer. Bir ülkede bulunan küçük yabancı topluluğu. Bir ülkede göçmenlerin topluca oturdukları ya da yerleştikleri yer. (colonist, colonials, settlers, pioneers, colony) sömürgelere ve yerleşime açılan denizaşırı topraklara gelip yerleşen göçmenler. bk. sömürge. Yabancı bir ülkede yaşayan millet. Birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk. Bir başka ülkenin iktisadi ve siyasi denetimi altındaki ülke. Yığınak.

Protectorate : Daha güçlü başka bir devletçe kontrol edilip korunan devlet. Güçlü bir devletin, zayıf bir devleti kendi yetkisi altında tutması. Kral vekilliği. Güçlü bir devletin koruması altındaki küçük devlet. Bağlı devlet. Hamilik. Himaye altında devlet. Güçlü bir devletin koruma ve denetimi altında olan devlet.

Community : Ortak yön. Eşler arasındaki mal ortaklığı. Benzerlik. Belli çevresel koşullara sahip bir ortamda yaşayan bitkisel ve hayvansal popülasyonların bir araya gelmesiyle oluşan topluluk. İyi bir şekilde birbirinden ayrılmış bitki veya hayvan toplulukları. topluluk. Ortak iyelik. Birbirleriyle çok sıkı işbirliği kurarak ortak bir yaşam savaşı sürdüren, belli bir yerde ve bir arada oturan ailelerden oluşan birlik, bk. yerel bölük, köy topluluğu, krş. soy, sınıf, boy, oymak, akrabalık. Ortaklık. Çevre. Biyoloji, eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Settlement : Tecimsel bir kuruluşun gücünü yitirmesi, kapanması gibi nedenlerle sayışımların kesilmesi, elde bulunan para ve mallarla alacaklıların payları arasında bir oranlama yapılmak yoluyla tecimsel ortaklıkta yapılan sıralı arıtma. Yerleşme. Bir topluluğun çalışma ve yaşama eylemleriyle sınırlanmış yersel alanı. Yerleşim yeri. Çözümleme. Köy (iskan edilerek oluşturulan). Ev. Yerleşim. Halletme. Ödeşme.

Communities : Toplumlar. Ortak yön. Topluluklar. Cemaat. Cemiyet. Benzerlik. Ortaklık. Müşterek tasarruf.

Commissioned military officer : Görevli askeri memur.

Army : Ordu. Kara ordusu. Kalabalık. Asker.

Assembly : Dizileme. İçtima (askeri terim). Çevirme. Derleyici. Meclis. Kongre. Kurul. İçtima. Toplantı. Birleştirme.

Colonies synonyms : light colonel, community singing, dominion, brotherhood, assemblage, cohort, colonials, commonalty, protectorates, aggregats, exploitee, the dominion, companies, armies, settlements, cohorts, colonial, dependencies, possession, dominions, commonalties, plantations, dependency.

Colonies zıt anlamlı kelimeler, Colonies kelime anlamı

Decolonize : Sömürgelikten çıkarmak. Koloniye bağımsızlık vermek.

Decolonise : Koloniye bağımsızlık vermek. Bir sömürgeye bağımsızlık hakkı vermek (ayrıca decolonize). Sömürgelikten çıkarmak. Bir koloniyi bağımsız yapmak.

Nonresident : Okuduğu yerin yerlisi olmayan (öğrenci). Ülkesi dışında yaşayan (kimse). Bölgeye ait olmayan. Görevli bulunduğu yerde oturmayan (kimse). Ülke sakini olmayan. Geçici olarak oturan. İkamet etmeyen. Ülke sakini olmayan kişi. Yerleşik olmayan.