Come over türkçesi Come over nedir

  • Gelmek.
  • Üzerine bir hal gelmek.
  • Yön değiştirmek.
  • Bastırmak.
  • Yakalanmak.
  • Taraf değiştirmek.
  • Ziyaret etmek.
  • İzlenim yaratmak.
  • Uğramak.
  • Başına gelmek.
  • Karşı tarafa geçmek.
  • Üzerine çökmek.
  • Uzaktan gelmek.
  • Olmak.

Come over ile ilgili cümleler

English: Ali asked me to come over and help him.
Turkish: Ali uğramamı ve ona yardım etmemi istedi.

English: Ali asked Mary if she wanted to come over and watch a movie.
Turkish: Ali Meryem'e, uğrayıp bir film izlemek ister mi diye sordu.

English: Ali can come over to my house and practice on my piano if he wants to.
Turkish: Ali eğer isterse benim evime uğrayabilir ve benim piyanomda pratik yapabilir.

English: "I can't stand it any more!" "Calm down. I'll come over as soon as possible."
Turkish: "Artık dayanamıyorum!" "Sakin ol. En kısa sürede geleceğim."

English: Ali can come over to my place whenever he wants.
Turkish: Ali ne zaman isterse yerime uğrayabilir.

Come over ingilizcede ne demek, Come over nerede nasıl kullanılır?

Over : Yukarıya. Aşkın. Sona ermiş. Devirmek. Üstüne. Yukarıda. Üzerine. Bitmiş. Fazladan. Fazla.

Come a cropper : Hezimete uğramak. Bozguna uğramak. Başarısızlığa uğramak. Kötü biçimde düşmek. Baş aşağı gitmek. Naneyi yemek.

Come a purler : Tepetaklak düşmek. Kötü düşmek. Başaşağı düşmek.

 

Come about : Çıkmak. (gemi) dönmek veya yön değiştirmek. Volta etmek. Meydana gelmek. Olay (bir yerde) geçmek. Olmak. Doğmak.

Come across : Karşılaşmak. -e rastlamak. İle karşılaşmak. İzlenim yaratmak. Rastlamak. Etkileyici olmak. İstenileni yapmak. İyi etki yapmak. İzlenim bırakmak. Rastgelmek.

Come across with : Karşılaşmak. Vermek. Rastlamak. Para uçlanmak. Ödemek.

İngilizce Come over Türkçe anlamı, Come over eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Come over ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Haul up : Yukarıya çekmek. İyi yola sevketmek. Orsa etmek. Çıkarmak. Düzeltmek. Mahkemeye çıkarmak. Çağırıp azarlamak.

Attaining : Ulaşma. Varmak. Kazanmak. Varma. Erişmek. Varış. Elde etmek. Ulaşmak. Muvasalat.

Assuaged : Dindirilmiş. Hafifletmek. Yatıştırmak. Dindirmek.

Experience : Olayların zorunlu bağlantılarının, özelliklerinin ve yasalarının ortaya çıkarılmasına, ussal etkinlik yöntem ve araçlarının bulunup denenmesine olanak veren; insanın doğal ve toplumsal çevresi üzerindeki kılgısal eylemi. Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. Görmek. Geçmek. Tatmak. Denemek. Tecrübe etmek. Bireyin algılayarak ve doğrudan doğruya etkinlik göstererek edindiği bilgi, tutum ve becerilerin tümü. insanın, özdeksel ve toplumsal çevresiyle ilişki kurması sonucu gerçekleşen etkileşim süreci. Karşılaşmak. Eğitim, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır.

 

Arrives : Başarı kazanmak. Ulaşmak. Varmak. Başarmak. Gelip çatmak. Doğmak.

Go over : Muayene etmek. Tekrar gözden geçirmek. İnce eleyip sık dokumak. Ayrıntılar üzerinde durmak. Tekrarlamak. Elden geçirmek. Karşı safa geçmek. Yapmak. Bakmak.

Drop around : Damlamak. Ziyarete gitmek.

Bear down : Güç kullanmak. Yenmek. Ezmek. Çaba harcamak. Gayret etmek. Kırmak (direnç).

Assuaging : Dindirme. Hafifletmek. Yatıştırmak. Dindirmek.

Catch : Carpmak. Yanmaya başlamak. Yakalanan şeyin miktarı. Maruz kalmak. Tutma. Tokat atmak. Bulaşmak. Geçmek. Yakalamak. Takılmak.

Come over synonyms : abide, accrue, catch an infection, change courses, becoming, experiencing, call on, assuage, averts, change sides, desert, drop in, haunt, be smitten with, befell, amount, befalls, befallen, allayed, change course, attain, appeasing, look up, alleviated, been, be, am, appeases, be present, becomings, be of, change direction, betide.