Concessional türkçesi Concessional nedir

Concessional ingilizcede ne demek, Concessional nerede nasıl kullanılır?

Concessional tariff rates : Ödünlü tarife oranları. Ödünlü tarife oranlan. İki veya daha çok sayıda ülke arasında bir ticaret anlaşmasıyla bu ülkelerin birbirlerinden yaptıkları dışalım mallarına normal tarifelerinden daha düşük uyguladıkları tarife oranları.

Concessionaire : İmtiyaz sahibi. Bayi. Temsilci. Ayrıcalıklı kimse. İmtiyaz sahibi kimse.

Concessionaires : İmtiyaz sahibi. Ayrıcalıklı kimse. Temsilci. Bayi.

Concessionairy : Ruhsat. Ayrıcalıklı. Ayrıcalık.

Concessionary : İmtiyaza ait. Ayrıcalıkla ilgili. İmtiyazlı. Tavizli. Ayrıcalıklı.

Concession rate : Ödünlü vergi oranı. Bir ülkenin başka bir ülkeyle yaptığı iki yanlı bir antlaşma ile belli edilen gümrük vergisi düzeyi.

Territorial concession : Bölgesel taviz. Karasal bölgeyi bırakma. Bölgesel ödün. Topraktan vazgeçme.

Schedule of concessions : Ödün çizelgesi. Uluslararası antlaşmalarla, başka ülkelere verilmiş bildirmelik ödünlerini bir arada gösteren çizelge. (bugün bu ödünler genellikle gatt çerçevesinde alınıp verildiğinden, ödün çizelgesi denince, bu antlaşmaya göre verilen ve ona ekli olan çizelge anlaşılır.).

Make a concession : Ayrıcalık vermek. Uzlaşmak.

 

Concessions : Kabul. Ayrıcalık. Taviz. İmtiyazlar. Teslim. İmtiyaz. Ruhsat. İzin. Ödün.

İngilizce Concessional Türkçe anlamı, Concessional eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Concessional ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Preferred : Tercih edilmiş. Rüçhanlı. Tercih edilen. İstenen. Tercih nedeni. Tercihli. Gözde. Öncelikli.

Concessionary : Ayrıcalıkla ilgili. İmtiyaza ait.

Immunes : Dokunulmaz. Bağışık. Muaf. Duyarsız. Muaf kimse. Bağışıklığı olan. Etkilenmeyen. Bağışık kimse.

Licenced : Ehliyetli. Ruhsatı olan (ayrıca licensed). Vesikalı. Yetkili. Lisansı. Ruhsatlı. Lisanslı. İzinli.

Contract : Sözleşme yapmak. Daraltmak. Kasmak. Anlaşma yapmak. Ölçüsünü küçültmek. Yanların ilintisiz isteklerini açığa vurarak anlaşmaları. kişilerin, yandaş olarak bir hakkı değiştirmek, ortaya çıkarmak ya da düşürmek amacıyla yasalar çerçevesinde iç güdülerine dayanarak imzaları altında yaptıkları karşılıklı ve yazılı bildirim. Daralmak. (hastalığa) yakalanmak. Bir oyuncunun tiyatro yönetimiyle yaptığı yazılı anlaşma. Kasılmak.

Preferential : Tercih hakkına sahip olan. Tercih hakkı olan. Tercihli. Tercih gösteren. Öncelikli.

Favoured : Yeğlenen. Tat verilmiş. Tercih edilen. Avantajlı. Kayırılan. İltimaslı. Özellikli. Lezzetli. Baharlı.

Cliquier : Yeni gelenleri pek hoş karşılamayan (bir grup insanın, ayrıca cliquey diye telaffuz edilen). Özel. Kapalı.

Franchise : Dokunulmazlık. İmtiyaz (şirketin bayiye tanıdığı). Hükümetçe tanınan ayrıcalık veya bağışıklık. Oy hakkı. Ayrıcalık. Melce. Bağışıklık. Hak. Üyelik. Satış tekeli hakkı.

 

Privileged : İltimaslı. Şereflendirilmiş. Seçkin. Nasipli. Mümtaz. Muaf. Ayrıcalık tanınmış. Öncelikli.

Concessional synonyms : favored, granted, advantaged, cliquey, concessionairy, grant, immune, exclusive, licensed, cliquiest, at liberty, inners, cliquy, inner.

Concessional zıt anlamlı kelimeler, Concessional kelime anlamı

Concrete : Belli. Kesin. Beton. Betonlamak. Somutlaştırmak. Somut. Duyu organlarıyla algılanabilir ya da doğrudan görgül gerçekliği olan nesne. bk. soyut. Sertleşmek. Elle tutulur. Donmak.

Disagreement : Tartışma. Mübayenet. Çatışma. Uyuşmazlık. Münazaa. Bir ölçer ya da ölçekle, tutumları ölçülen kişilerin herhangi bir sınar ya da anlatımda dile getirilen tutumu benimsemeyerek yadsımaları durumu, bk. uyuşmama. Anlaşmazlık. Bozuşma. Uzlaşmazlık. İhtilaf.