Conducing türkçesi Conducing nedir

Conducing ingilizcede ne demek, Conducing nerede nasıl kullanılır?

Conducive : Sebep olan. Mucip olan. Yol açan. Neden olan. Yardım eden. Yardımcı. Olanak sağlayan. Vesile olan.

Conduciveness : Üretme veya yardım etme niteliği. Olanak sağlayabilirlik. Yardımcı.

Be conducive to : Müsait olmak.

Conduce : Götürmek. Gerektirmek. Yol açmak. Katkıda bulunmak. Yardım etmek. Neden olmak.

Conduce to : Neden olmak. Katkıda bulunmak. Yardım etmek. Vesile olmak.

Conduct an inquiry : Soruşturma yönetmek.

Conduct an investigation : Soruşturma açmak. İnceleme yürütmek.

Conduct disorder : Tutum bozukluğu. Davranış bozukluğu. Tavır bozukluğu. Davranım bozukluğu. Ruhsal çatışmalar sonucu ortaya çıkan, toplumsal yönden huzursuzluk yaratan ya da toplum kurallarını çiğneyen davranış uyumsuzluğu.

Conduct mark : İlk ve orta dereceli okullarda öğrencilerin, genel ahlak ilkeleri ve okulca saptanmış kurallar karşısındaki tutum ve davranışlarını değerlendirmek üzere verilen not. Davranış notu.

Conduct : Sevk ve idare etmek. Geleneklere, göreneklere, aktöreye, güzellik kurallarına ve ilkelerine göre değerlendirilen ya da yöneltilen kişi davranışı. insanı hayvandan ayırt eden bilinçli, özgür istence dayalı davranış. Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Yürütmek. Elektriği iletmek. Kılavuzluk etmek. Yol göstermek. Yöneltmek. Yönetmek. İletmek.

 

İngilizce Conducing Türkçe anlamı, Conducing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Conducing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Claim : Hak talebinde bulunmak. İddia. Alacak hakkı. Hak talep etmek. İddia etmek. Sav. Talep. İstek. Sahip çıkmak.

Aid : Yardımcı. Yardımcı olmak. Bir iktisadi karar biriminin kendi iktisadi gücünü ve olanaklarını başka birisi için kullanması. gelişmiş ülkelerin veya uluslararası kuruluşların, azgelişmiş ülkeleri iktisadi olarak kalkındırmak veya sosyal amaçlarla verdikleri çok düşük faizli veya karşılıksız aktarımlar. krş. bağış, bağlı kredi, bağlı olmayan kredi, koşullu kredi. Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Yardim etmek. El uzatmak. Alet. İane. Yardım.

Bring forth : Ürün vermek. Doğurmak. Hasıl etmek. Meydana getirmek. Sebep olmak. Getirmek. Vermek.

Call for : İstemek. İcap ettirmek. Gidip gelmek. Çağrıda bulunmak. İhtiyaç duymak. Gerekmek. Çağırmak. Gönderilmesini istemek. Gerekli olmak.

Carried : Taşımak. Getirmek. Çekmek. Çakmak. Başarı kazanmak. (yapılan bir oylama sonucunda) kabul edildi veya edilmiştir!. Geçirmek. Yayımlamak. Sevketmek.

 

Aiding : Suça yataklık etmek. Yardımcı olmak.

Entailed : Satılmaması koşuluyla vermek. İcap ettirilmiş. Belirli bir veraset usulüne göre verilmiş. Gerekmiş. Şarta bağlamak. Meşruten vakfedilmiş. Kaosamak. İstilzam edilmiş.

Be intimate : Canciğer olmak. Mala vurmak. Sevişmek. Cinsel ilişkiye girmek. Seks yapmak.

Demand : Hak iddia etmek. İstek. Rağbet. Rağbet etmek. Bilgisayar, hukuk, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Zorlamak. Talepte bulunmak. İstemek. Sormak. Kişinin alıcının mal isteminde bulunması. sataktan mal alımı için yapılan isteklerin tümü.

Conducing synonyms : conduce, bring away, begets, bear off, causes, conduced, bears, unclear, beget, assist at, dictate, beggared, entail, contribute to, contribute, beggaring, caused, bear, abet, befriend, begetting, bring on, carries, lends, make a contribution, disorienting, betake, entails, befriended, lend, bear a hand, conduce to, entailing.

Conducing zıt anlamlı kelimeler, Conducing kelime anlamı

Orienting : Doğuya doğru yapmak. Yöneltmek. Doğrultmak. Yönlendirmek.

Clear : Bütünüyle. Temiz. Belgin. İçerdiği taneciklerin çok küçük olmaları nedeniyle içinden geçen ışığın saçılmadığı çözeltilerin niteliği. Açık. Berrak. Açıkça. Tahliye etmek. Temize çıkarmak. Net.