Congestion türkçesi Congestion nedir
- Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır.
- Genellikle dolaşımın yoğun olduğu yollardan söz edilirken kullanılmakla birlikte, besleyemeyeceği ve kentsel işlevlerini gereği gibi yerine getiremeyeceği ölçüde büyümüş, yüzölçümü, işlevlerine dar gelmeye başlamış kentler için de kullanılan terim.
- Tıkanma.
- Sıkışıklık.
- Hiperemi.
- Tıkanıklık.
- Birikme.
- Kan birikmesi.
- Kan toplanması.
- Sıkışma.
- Konjesyon.
- İzdiham.
- Toplardamarlardaki kanın dönüşünün engellenmesi veya yetersizliği sonucu kanın organ veya dokuların bir bölgesinde veya tamamında birikmesi.
- Yoğunluk.
- Kalabalık.
- Kan hücumu.
Congestion ile ilgili cümleler
English: He used to suffer from severe nasal congestion.
Turkish: O şiddetli burun tıkanıklığından dolayı acı çekti.
English: Our delay was due to traffic congestion.
Turkish: Gecikmemiz trafik sıkışıklığı nedeniyleydi.
English: We know how to get around traffic congestion.
Turkish: Trafik sıkışıklığını nasıl aşacağımızı biliyoruz.
Congestion ingilizcede ne demek, Congestion nerede nasıl kullanılır?
Congestion control : Sıkışıklık denetimi. Tıkanıklık denetimi.
Nasal congestion : Burun tıkanıklığı. Burun tıkanması.
Net congestion : İnternet yoğunluğu. Çok sayıda kullanıcının aynı zamanda internete bağlanmasının neden olduğu yoğun “trafik”.
Postmortem hypostatic congestion : Ölüm sonrası hipostatik konjesyon. Postmortem hipostatik konjesyon.
Traffic congestion : Trafik tıkanması. Dolaşım yoğunluğunun, insan ve taşıt gidiş gelişine engel olacak ölçüde artması. Dolaşım tıkanması. Trafik sıkışıklığı. Trafik tıkanıklığı.
Passive liver congestionl : Karaciğerde pasif konjesyon. Toplardamara ait kanın karaciğerde uzun süre göllenmesi durumu. konjestif kalp yetersizliğinde, büyük vena hepatika kollarının kısmi tıkanmalarında, vena kava kaudalisin apse veya tümörlere bağlı olarak tıkanmalarında ve torsiyona uğrayan karaciğer loblarında biçimlenir.
Congestions : Kalabalık. Yoğunluk. Kan hücumu. Tıkanma. İzdiham. Sıkışma. Birikme. Sıkışıklık. Kan birikmesi. Tıkanıklık.
Congestive cirrhosis : Kronik pasif konjesyona bağlı olarak vena sentralisler çevresinde bağ doku artışı sonucu oluşan kronik, ilerleyici karaciğer hastalığı, kardiyak siroz, merkezi siroz. Konjestif siroz.
Congestio : Bir bölgeye toplardamar kanının toplanması. Pasif hiperemi.
Congestive heart failure : Konjestif kalp yetersizliği. Kalp yetmezliği. Chf (tıp veya medikal terimi). Kalbin düzgün bir şekilde pompalamadığı ve akciğerlerde sıvı birikimine neden olduğu durum. Kalp yetersizliği. Damar konjesyonu ve hücreler arası bölgeyle vücut boşluklarında ödem sıvısının bulunmasıyla belirgin kalp yetmezliği. Konjestif kalp yetmezliği.
İngilizce Congestion Türkçe anlamı, Congestion eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Congestion ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Deadlocks : Çıkmaz. Yerinde saymak. Çözümsüzlük. Sürgü kilit. Hareketin tamamen durması. Sürmeli kilit. Tıkanmak. Durgunluk. Çıkmaza sokmak.
Constrictions : Büzülme. Boğaz. Kısıtlama. Büzme. Daralma. Kesit daralması. Dar geçit. Daraltma. Sıkma.
Hypostasis : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hipostaz. Hipostazi. Temel. Hazreti isa'nın kişiliği. Esas. Toplardamar akımı yetersizliği nedeniyle bir organın veya vücudun belli bir bölümündeki kan dolaşımının aksaması veya durgunlaşması. Dayantı. Hz isa'nın kişiliği.
Assemblages : Meclis. Toplantı. Montaj. Toplanma.
Squeeze : Sıkmak. Tıkıştırmak. Bir merceğin kapsadığı alanın, film boyu değişmediği halde artırılmasını sağlayan optik işlem. sıkıştırmaca dayanan geniş görüntülük işlemlerinde, konunun iki yandan basıklaştırılmış olarak filme görüntü vermesi. Merkez bankasının paranın değerini artırmak amacıyla para sunumunu daraltması. piyasalarda sunumun yeterli olmadığı durumda istem fazlasının yüksek fiyatlarla dengelendiği durum. maliyetlerdeki artışların tüketiciye yansıtılamadığı ve dolayısıyla karların azaldığı durum. Sığmak. Para sızdırmak. Sıkıştırmak. Sızdırmak. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Crush : Buruşmak. Ezmek. Parçalanmak. Kırılmak. Aptalca aşk. Basmak. Ufalamak. İtişmek. Bastırmak. Abayı yakma.
Stringencies : Şiddet. Sıkılık. Darlık. Sertlik. Sıkıntı. Para darlığı.
Plethora : Kan bolluğu. Çokluk. İstenenden fazla. Doluluk. Bolluk. Dolgunluk. Fazlalık. Gereğinden fazlalık. Kan çokluğu.
Depths : Derinlik. Bilinçaltı. Ahlak azlığı. En derin nokta. Derinlikler. Dip.
Congestion synonyms : pulmonary congestion, hyperaemia, over crowding, congestions, constriction, confluences, dodoism, crops, stampeded, clogging, chokes, choking, haemothorax, engorgement, entrapments, multitude, being stopped, bottleneck, hydrothorax, crushing, scrupulosities, consistences, having hard time, atresia, caboodle, concourse, armies, afflux, hyperemia, bodying, multitudes, dodoisms, symptom.
Congestion ingilizce tanımı, definition of Congestion
Congestion kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of gathering into a heap or mass. Accumulation.

Bu kısımda Congestion kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Congestion ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Congestion anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Congestion ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.