Hypostasis türkçesi Hypostasis nedir

  • Basırıklık.
  • Hipostaz.
  • Dayantı.
  • Tanrısal ilkeler.
  • Hz isa'nın kişiliği.
  • Hipostasi.
  • Esas.
  • Temel.
  • Bir karakterin ortaya çıkmasından sorumlu genler arasında baskılayıcı etki olmaması durumu.
  • Hipostazi.
  • Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Kan toplanması.
  • Toplardamar akımı yetersizliği nedeniyle bir organın veya vücudun belli bir bölümündeki kan dolaşımının aksaması veya durgunlaşması.
  • Hazreti isa'nın kişiliği.

Hypostasis ingilizcede ne demek, Hypostasis nerede nasıl kullanılır?

Hypostasize : Varlığını kabul etmek. Sağlam bir gerçeklik olarak sunmak (hypostasise olarak da yazılır). (amerikan ingilizcesi) varlığını kabul etmek. Varlığını tanımak. Gerçeklik olarak kabul etmek.

Hypostat : Basırık.

Hypostate gene : Hipostat gen. Bir karakterin ifade edilmesinden sorumlu, farklı genler arasında çekinik olan gen.

Hypostatic : Hipostatik. Bir organda kan toplanmasıyla ilgili (tıp veya medikal terimi). Kan toplaması sonucu. Bir karakterin ortaya çıkmasında farklı genler arasında baskılayıcı etkilerin olması durumu (genetik). Hipostazisla ilgili olan. hipostazisis gösteren. hipostazisisin neden olduğu hipostazisa bağlı olan. Tanrılık'ta bulunan üç kişiden herhangi birinin varlık veya kişiliği ile ilgili (dinbilim). Epistatik.

 

Hypostatic pneumonia : Hipostatik akciğer yangısı. Kronik hasta veya yatalak hayvanların yanal pozisyonda uzun süre boylu boyunca yatmaları ve kanın akciğerlerde göllenmesinden kaynaklanan akciğer yangısı.

Hypostome : Hipostom. Akarlarda pedipalplerin koksalarının yapışmasıyla oluşan ağız kısmı. kenelerde gnatostomanın arka kısmı.

Hypostesis : Hipotez.

Postmortem hypostatic congestion : Postmortem hipostatik konjesyon. Ölüm sonrası hipostatik konjesyon.

Hypostomatic leaf : Hipostomatik yaprak. Stomaların alt yüzeyde bulundukları yaprak tipi.

Hypostatize : Varlığını tanımak. Gerçeklik olarak kabul etmek. Varlığını kabul etmek.

İngilizce Hypostasis Türkçe anlamı, Hypostasis eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hypostasis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Backdrop : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sahnede arka perde. Zemin. Fon. Arka perde. Sahne arka perdesi. Perde arkası. Uygun ortam. Dip perdesi.

Basal : Asal. Tabana ilişkin. Tabansal. Bazal. Esasa ait. Baz alınan. Esaslı. Esas ile ilgili. Taban.

Back drop : Dip perdesi. Sahne gerisine konulan resimli perde.

Basic : Asal. Basıc. Silisli. Esasi. Temele dayanan. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Ana. Belli başlı.

Baseline : Sahanın sonunu gösteren hat (tenis). Dayanak. Ana hat. Başlama hattı. Son cümle. Başlama çizgisi. Bir beyzbol sahasında koşucunun bir bölgeden diğerine koştuğu alan (beyzbol). Taban hizası.

Beginnings : Baş. Bağ.

Body : Yoğunluk. Kasa. Yığın. Zümre. Kitle. Gövde. Nesne. Büyük kısım. Vücut.

Backbones : Karakter gücü. Metanet. En önemli destek. Direk. Omurga. Karakter kuvveti. Belkemiği. Maneviyat. Şey.

 

Basement : Bodrum. Taban. Ziri zemin. Oturtmalık. Özül. Bir yapının, yol düzeyinin altında kalan katı. Zemin kat. Bodrum kat. Yeraltı katı.

Baselines : Referans hattı. Taban çizgisinde. Başlama hattı. Ana hat. Bir beyzbol sahasında koşucunun bir bölgeden diğerine koştuğu alan (beyzbol). Başlama çizgisi. Son cümle. (yazım) harflerin tabanlarının oturduğu varsayılan hayali çizgi (g, y, p, q, ve j harflerinin kuyrukları dışarıda kalarak). Esas alınan çizgi.

Hypostasis synonyms : bodily process, body process, bodily function, organic process, biological process, broad, backdrops, base, abecedarian, bases, basilar, authentic, broader, basilary, basis, congestions, plethora, bodying, afflux, backbone, hyperemia, baselined, beginning, plethoras, congestion, affluxes, epistasis, abecederian, activity, abecedarians, archimedean point.

Hypostasis ingilizce tanımı, definition of Hypostasis

Hypostasis kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A concept or mental entity conceived or treated as an existing being or thing. Underlying principle. That which forms the basis of anything.