Contended türkçesi Contended nedir

Contended ile ilgili cümleler

English: I contended against falsehood.
Turkish: Sahteciliğe karşı savaştım.

Contended ingilizcede ne demek, Contended nerede nasıl kullanılır?

Contended access : Çekişmeli erişim.

Contender : Çekişen. Yarışmacı. Rakip. Mücadele eden kimse. Şampiyon olma ihtimali yüksek takım. İddiacı.

Contendere : (hukuk terimi) nolo contendere ifadesinin bir parçası (itiraz olmadan', mahkemeye çıkma isteği olmadan, davalının teknik olarak suçu kabul etmeden hüküm alması talebi). Suçun kabulü.

Contenders : Mücadele eden kimse. Rakip. İddiacı. Çekişen. Yarışmacı. Şampiyon olma ihtimali yüksek takım.

Contend for : İçin çarpışmak. Uğruna savaşmak. Çekişmek. Çetin bir mücadeleye girmek. İçin yarışmak. Kazanmak için savaşmak.

Content : Memnun etmek. Olumlu oy miktarı. Anlam yükü. Tatmin etmek. Hoşnut. Yığın iletişiminde kaynaktan alımcıya iletilen bilginin, iletinin taşıdığı duygu ve anlam yükü. Bir şeyin içinde bulunan. konuşma ya da yazıda sunulan düşünce, bilgi ve görüşlerin bütünü. bir öğretim programında üzerinde durulması ya da işlenilmesi istenilen etkinlikler, üniteler ve konular. konu. Doygun. Memnun kılmak. Hazır.

 

Content addressed storage : İçerik adresli bellek.

Contend : (bir sorunla veya zorlukla) yüzleşmek. İddia etmek. Yarışmak. Tartışmak. Çarpışmak. Rekabet etmek. Çekişmek. İleri sürmek. Uğraşmak. Savaşmak.

Content of question : Soru içeriği. Bir sorunun içerdiği bilgi istemi ya da dile getirdiği anlam yükü.

Contend with : Mücadele etmek. İle başa çıkmak. İle uğraşmak. -ile tartışmak. - ile münakaşa etmek.

İngilizce Contended Türkçe anlamı, Contended eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contended ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bandy : Lafa laf koymak. Verip veriştirmek. Sağa sola atmak (tenis). Atışmak. Eğri. Öte beriye vurmak. Sağa sola atmak. Çarpık bacaklı. Ağız dalaşı yapmak.

Bicker : Titremek. Şırıldamak. Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak. Titreşmek. Münakaşa etmek. Atışmak. Didişmek. Pırıldamak.

Enter into rivalry with : Biriyle rekabete girmek. Rekabete girişmek.

Postulate : Önkoyut. Koyut. Bir tanıtlamada onaylanması gereken ön gerçek. Tümdengelimci bir dizgede tüm kanıtlamalarda kullanılan, zorunlu ya da apaçık olmamakla birlikte başka türlü düşünülemeyeceği için doğru sayılan ilksav. Gerçek olduğunu varsaymak. Gerçek olarak kabul etmek.

Be occupied in doing : Yapmakla meşgul olmak.

Assert : Bildirmek. Üzerine basarak belirtmek. Öne sürmek. Demek. Açıklamak. Teyit etmek. Hakkını savunmak. Olduğunu göstermek.

Alleges : Bahane etmek. Söylemek. İtham etmek. Mazeret olarak göstermek. (kanıt olmadan) iddia etmek. Kanıt olarak göstermek.

Argufying : Anlaşmazlığa neden olmak. Münakaşa etmek.

 

Competes : Müsabakaya girmek. Kapışmak. Rekabete girmek. Mücadele etmek. Yarış etmek. Rekabete kalkmak.

Contended synonyms : alledge, contest, combated, agonises, competing, conflict, advance, argue, contends, allege, bring about, compete, argued, agonizes, bend over backwards, combats, chaffers, affirming, attacks, bickers, bandies, contend, affirms, argues, altercate, brawl, chaffering, exchange blows, chaffered, battled, argufy, attend to, emulates.

Contended zıt anlamlı kelimeler, Contended kelime anlamı

Disclaim : Yadsımak. Yoksamak. Kabul etmemek. Danmak. Tekzip etmek. Feragat etmek. İddiadan vazgeçmek. Vazgeçmek. Yalanlamak. Tanımamak.

Discontinued : Bırakmak. Kesmek. Durdurmak. Baskısı tükenmiş. Durmak. Sona ermek. Artık üretilmeyen. Son vermek. Ara vermek. Devam etmemek.