Cotton on to türkçesi Cotton on to nedir

  • Çakmak.
  • (bir şeye) uyanmak.
  • (bir şeyin anlamını vb) kavramak.
  • Dostluk kurmak.
  • Jeton düşmek.
  • Anlamak.

Cotton on to ingilizcede ne demek, Cotton on to nerede nasıl kullanılır?

Cotton : Pamuk bezi. Pamuklu dokuma. Ebegümecigiller (malvaceae) familyasından, kapsül tipi meyveleri olan, tohumları üzerindeki beyaz tüyler pamuk olarak kullanılan, tohumlarından yağ elde edilen, ülkemizde bazı türlerinin kültürü yapılan, bir yıllık, otsu ya da yarı çalımsı türleri olan bir cins. Uzlaşmak. Koton. Pamuk. Pamuk ipliği. Pamuklu. Anlaşmak.

On : Hazır. Giyilmiş. Çakırkeyif. Makbul. Civarında. Yanmak. İle. Üstünde. Açık.

To : -mek -mak (mastar). İla. Ya. Ye. Kadar. -e kadar. Arasında. -e göre. Karşı. İle.

Cotton on : Farkına varmak. İdrak etmek. Kavramak. Bir konuyu kavramak. Çakozlamak. Jeton düşmek. Anlamaya başlamak. Anlamak.

On top : Üzerinde. Üstünde. Zirvede. Dorukta. Üstte. -in üstünde bulunan. Tepede.

Always on top : Devamlı üstte. Her zaman üstte. (bilgisayar)başka uygulamalara ilave olan uygulama.

Company on tour : Oradan oraya dolaşarak oyunlar oynayan taşra topluluğu. Dolaşıcı topluluk.

Be on to someone : (birinin) ne numara çevirdiğini anlamak.

Be on to : Haberi olmak. İş üzerinde olmak. Temasta olmak. Konuşmak. Bağlantıda olmak. Israr etmek. (önemli bir şeyi) keşfetmek üzere olmak. Haberdar olmak. Biriyle iletişim kurmak. Sürekli istemek.

 

Came on to her : Onunla flört etme. Onu baştan çıkarma. Ona kur yapma.

İngilizce Cotton on to Türkçe anlamı, Cotton on to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cotton on to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Apprehending : Kavramak. Tevkif etmek. Tutuklamak. Endişe etmek. Korkmak. Yakalamak. İdrak etmek. Korkuyla beklemek.

Beetled : Tokmak. Dışa doğru çıkıntılandırılmış. Dövmek. Kakmak. Çıkıntı yapılmış. Böcek. Çomak. Kınkanatlı böcek. Tokmaklamak. Sarkmak.

Carry : Onaylamak. Başarı kazanmak. Götürmek. Üzerinde bulundurmak. Desteğini kazanmak. Getirmek. Ulaşmak. Çekmek. İletmek.

Flashed : Atmak (bakış). Yakmak. Yıldızı parlamak. Görünüp hızla kaybolmak. Böbürlenmek. Parlamak. Akla gelmek. Işık tutmak. Aydınlatmak.

Drive in : İçeri girmek. İçeri sokmak. Kakmak. Gayret etmek.

Beetle : Tokaç. Kanatlılardan herhangi bir böcek. Kakmak. Sarkmak. Çıkıntı yapmak. Çomak. Kınkanatlı böcek. Dövmek. Böcek.

Accepts : Katlanmak. Üstlenmek. Kabullenmek. Kabul etmek. Almak. Onaylamak. Hazmetmek.

Accept : Onaylamak. Katlanmak. Hazmetmek. Eyvallah demek. Razı olmak. Almak. Normal karşılamak. Evet demek. Kabul etmek.

Appreciate : Teşekkür borçlu olmak. Değerlendirmek. Zevk almak. Değerini artırmak. Değer kazanmak. Değer biçmek. Değeri artmak. Beğenmek. Değer vermek.

Be aware of : Haberdar olmak. Bilgisi olmak. Duymak. Agah olmak. Farkında olmak.

Cotton on to synonyms : actualise, carried, form a friendship, making friends, cigarette lighter, cotton on, apprehended, ascertains, absorb, make a friend, ascertain, drive, cigar lighter, carries, make friends, clout, appreciates, apprehend, flash, make friends with, be a good judge of, appreciated, made friends, ascertaining, apprehends, drives, pick up, fail, absorbs.