Curves türkçesi Curves nedir

Curves ile ilgili cümleler

English: It's a long road with no curves.
Turkish: O, virajsız uzun bir yoldur.

English: Real women have curves.
Turkish: Hakiki kadınların kıvrımları vardır.

English: The road curves gently toward the lake.
Turkish: Yol göle doğru hafifçe eğilimlidir.

English: The road curves gently towards the west.
Turkish: Yol batıya doğru hafifçe kıvrılır.

Curves ingilizcede ne demek, Curves nerede nasıl kullanılır?

Curves and colors : Eğriler ve renkler.

Isoquant curves map : Her biri farklı üretim düzeylerini gösteren birbirine paralel eş ürün eğrileri topluluğu. krş. eş ürün eğrisi. Eş ürün eğrileri paftası.

Cost curves : Maliyet eğrileri. Bir firmanın ürettiği çıktı miktarı ile maliyetleri arasındaki ilişkiyi gösteren eğriler.

Family of curves : Eğri ailesi. Eğriler ailesi. Eğriler takımı.

Harvard abc curves : Harvard abc eğrileri. Harvard üniversitesi iktisadi araştırmalar komitesi tarafından 1919 yılında harvard dizin çizelgesi adıyla hazırlanmaya başlanan, yatırımcı davranışlarını hisse senedi fiyatlarıyla (a), iktisadi etkinliklerin durumunu banka hesapları üzerinden yazılan çeklerin hacmiyle (b) ve para piyasasının durumunu kısa vadeli kredi faiz oranlarıyla (c) ölçen üç farklı eğrinin çözümlenmesine dayanan, ekonominin genel durumunu gösteren ve olası kriz veya kırılganlıklara ilişkin erken uyarı işareti olarak değerlendirilen dizin eğrileri.

 

Starling curves : Toplardamar dönüşüyle kalbe gelen kanla kalp fonksiyonları arasındaki ilişkiyi gösteren grafik eğrileri. Starlingeğrileri.

Curve of base : Taban eğrisi.

Curve of intensity distribution : Yeğinlik dağılış eğrisi. Işık kaynağından geçen bir düzlem içinde ışık yeğinliğini, verilmiş bir doğrultuyla yeğinlik vektörünün yaptığı açı foksiyonunda gösteren, genelikle kutupsal (polar) eğri.

S curves : S-eğrileri.

Curve fitting : Eğri uydurma. Eğri uydurumu.

İngilizce Curves Türkçe anlamı, Curves eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Curves ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Extrados : Dış yüzey. Bir kemerin dış kavisi (mimari). Sırt. Kemer sırtı. Kubbe sırtı.

Contorting : Eğme. Saptırmak. Çarpıtmak. Buruşturmak. Buruşmak. Burmak. Kıvırmak. Burma.

Cants : Dönmek. İki yüzlülük etmek. Yapmacıklı konuşmak. İkiyüzlülük etmek. Dilenmek. Yan yatırmak. Yapmacık konuşmak.

Gooseneck : S-kıvrıntı. Kazboynu. Bumba menteşesi. Küpeşte başlangıç kıvrıntısı. Tüyer boynu. Bumba topuğu. Deveboylu. Deveboynu.

Line : Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi. Düzdizim çizgisi. Kırıştırmak. Sıra. Özellikle pelajik balıkların avlanmasında kullanılan, yemli 2-7 iğneden oluşan olta takımı. Oyun alanının sınırlarını belirten boyalı şerit. Hat. Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Sürütme oltaları. İçini kaplamak.

 

Contort : Kıvırmak. Buruşmak. Çarpıtmak. Burma. Saptırmak. Buruşturmak. Burmak. Eğme.

Bell : Taç yapraklar. Dalgıç hücresi. Sütun başlığı gövdesi. Kırdöküm pissu borusunun ağzındaki çanak biçimli bölüm. Muf. Korol. Böğürmek. Çıngırdak. Çan gibi genişlemek.

Bend : Bağlamak (yelken). Eğme. Eğrilmek. Bükme. Oynama yapmak. Viraj. Dönemeç. Kıvrım menteşesi. Yönelmek.

Verbalise : Ağız kalabalığı etmek. Sözle ifade etmek. İfade etmek. Açıklamak. Kelimelerle anlatmak (özellikle ağız yoluyla). (britanya ingilizcesi) kelimelerle ifade etmek. Fazlasıyla konuşkan olmak. Sözelleştirmek. Fiile çevirmek. Sözcüklere dökmek.

Catenary : Eğri (matematik). Pipodan sarkan cam. Eğri. Bir elektrikli trenin ana kablosu. Katener. Farklılık ölçüsü. Zincir eğrisi.

Curves synonyms : give tongue to, quadric surface, line roulette, sinuousness, campana, bell shape, cupid's bow, gaussian shape, s shape, dip, crenature, gaussian curve, bow, distort, contorts, bell shaped curve, crenation, closed curve, dips, curved shape, bend over, canting, crenel, bevels, spiral, bend to, curl up, swear, crooking, bevellers, wave, meander, verbalize.

Curves zıt anlamlı kelimeler, Curves kelime anlamı

Straight line : Doğru hat. Düz çizgi. Düz doğru. Düz çizgili. Doğru.

Straight : Doğru. Doğruca. Kent. Düz (çizgi). Düz hat. Yarış çizgisi. Dosdoğru. Düz. Düz çizgi. Eşcinsel olmayan kimse.