Cyclops nedir, Cyclops ne demek

Cyclops; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: siklops].

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Su piresi.

Teknik terim anlamı:

Siklops.

Cyclops hakkında bilgiler

Cyclops, X-Men elemenlarından biridir. Cyclops ya da Scott Summers; Profesör Charles Xavier'ın yetenekliler için açtığı mutant okulunun ilk üyesi ve X-men'in lideridir. Gücü gözlerinden yayılan tahrip gücü yüksek optik ışınlardır. Fakat Cyclops küçükken kafasına aldığı bir darbe yüzünden bu gücünü kontrol edememektedir gözlerinde bu kızılötesi ışınları engelleyen bir şey bulunmadığında bugücününü maksimum seviyede açığa çıkmasında neden olur . Bu yüzden sürekli bir aparat ya da camı elmasdan yapılma özel bir gözlük kullanmak zorunda,aksi takdirde etrafındaki her şeyi ve herkesi yok edebilir. Filmde Cyclops Profesör X'in en güvendiği adam rolündedir.Jean Grey ile sevgilidir.Wolverine'in gelmesiyle işler değişir.1.Filmde tren garının tavanına delik açmıştır.Ayrıca Magnetoyu vurmuştur.2.Filmde Deathstrike ile kavga etmiştir ancak kazanamamıştır.3.Filmde ise jean grey tarafından öldürüldüğü varsayılmaktadır.(Ortada bir kanıt yoktur) Cyclops genelde ekipte en çok Wolverine'le ters düşer. Bunun nedeni ise eski aşkı Jean Grey olmuştur genelde. Fakat Jean Grey'in ölümünün ardından bu ikili birbirlerine saygı duymaya başlamışlardır. Cyclops şu an ekipte Emma Frost ile birlikte.X-Men film serisinde aktör James Marsden tarafından canlandırılmıştır.

 

Cyclops tanımı, anlamı

Varsayılmak : Bir şeyin var olduğu kabul edilmek, farz olunmak

Kızılötesi : Işık tayfında kırmızı alanın ötesindeki alanda yayılmış ısı ışınlarından oluşan, gözle görülmeyen ışınım, enfraruj.

Varsayılma : Varsayılmak işi.

Kullanmak : Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak. İşletmek, değerlendirmek. Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak. Amacına ulaşmak için birinden ya da bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek. Giymek, takmak. Araç veya aleti işletmek, yönetmek. Bir şeyin gereklerini yerine getirmek. Kelimeyi yazmak, söylemek. Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek. Harcamak, sarf etmek.

Yetenekli : Yeteneği olan, kabiliyetli, istidatlı.

Bu yüzden : Bundan dolayı.

Su piresi : Kabuklulardan, durgun sularda yaşayan bir hayvan, su biti (Daphnia pulex).

Profesör : Yükseköğretim kuruluşlarında en üst aşamada olan öğretim üyesi. Yükseköğretim kuruluşlarında en üst aşamada olan unvan. Bir işi en iyi bilen veya yapan kimse.

Başlamış : Hatay ili, Erzin ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Konya şehri, Hüyük ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Manisa şehrinde, Akhisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Samsun ilinde, Lâdik ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Takdirde : ...-dığı zaman.

 

Maksimum : Azami. Değişebilen bir niceliğin varabileceği en yüksek olan (sınır), maksimal, azami.

Kullanma : Kullanmak işi, istimal.

Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

Yüzünden : -den ötürü.

Yapılma : Yapılmak işi. Yapılmış.

Siklops : Kabuklular (Crustacea) sınıfının, kopepodlar (Copepoda) takımından, tatlı sularda serbest yaşayan türleri olan bir cins. Kabuklular (Crustacea) sınıfının, kopepodlar (Copepoda) takımından, tatlı sularda serbest yaşayan türleri olan bir cins, su bitleri. Siklopi. (Cyclops), Kabuklular (Crustacea) sınıfının kopepodlar (Copepoda) takımından bir eklembacaklı cinsi. Tatlı sularda özgür yaşar. Kalbi yoktur.

Kontrol : Denetleme. Bir şeyin gerçeğe ve aslına uygunluğuna bakma. Yoklama, arama. Denetçi, kontrolör.

Sürekli : Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî. Yumuşak. Uzun süreli olarak, daima.

Sevgili : Sevilen ve âşık olunan kimse, yavuklu, dost, yâr, canan. Sevgi ve bağlılık duyulan.

Yetenek : Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet, istidat. Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü. Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite. Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır.

Diğer dillerde Cv anlamı nedir?

İngilizce'de Cv ne demek ? : coefficient of variation