Düğül nedir, Düğül ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur.

[Bakınız: düğü].

Darıdan yapılan yarma.

Ökse otu.

Toprağın en küçük parçası.

İnce elekten geçirilmiş çiğ yarma.

Teknik terim anlamı:

Tomurcuk.

Düğül anlamı, kısaca tanımı

Düğü : Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur. Pirinç

Düğül aşı : İnce bulgurdan yapılan çorba.

Düğülce : [Bakınız: düğülcek]. Kışın soğuk havalarda yağan sert ve yuvarlak kar tanecikleri. Küçük dolu. Bulgur şeklinde yağan kar.

Düğülcek : Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur. Kışın soğuk havalarda yağan sert ve yuvarlak kar tanecikleri. Küçük dolu.

Düğülcük : Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur. Bulgur unu. Küçük dolu. [Bakınız: düğü]. [Bakınız: düğürcük]. Çorba, helva, mahallebi gibi yiyecekler pişirilirken içinde kalan küçük un topakları. İnce bulgur. (Küplüce Gümüşhacıköy Amasya). Konca, boğum.

Düğülek : Kavun ve karpuzun olmamışı, kelek.

Düğülemek : Bağlamak, düğümlemek.

Düğülmek : Memede süt pıhtılaşmak. Yenilen bazı yemekler midede erimeyip sert bir halde kalmak. İplik düğümlenmek. Dadanmak. Havada uçan kuş birden yere inmek. Merkezileşmek, bir noktada toplanmak. Düğümlenmek.

Düğülşü : Evlenenlerin anne ve babaları.

Tomurcuk : Bir bitkinin üzerinde bulunan ve ileride sap, çiçek veya yaprak verecek olan filiz. Çiçek açacak gonca.

 

Ökse otu : Ökse otugillerden, elma, armut, ıhlamur, kiraz, erik vb. ağaçların dalları üzerinde asalak olarak yaşayan, üzüme benzer yemiş veren, saplarından ökse çıkarılan bitki, burç (II) (Viscum album).

Bulgur : Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday. Sert ve ufak taneler durumunda yağan kar, ebebulguru.

Geçiri : Vaktini geçirerek.

Sonra : Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Arkadan gelen bölüm ya da zaman. Daha uzak ve ileri bir yerde. Yoksa, aksi hâlde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz.

Bulgu : Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey. Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan, hekimin saptadığı işaret.

Topra : Torba.

Yarma : Yarmak işi. Kaba saba, görgüsüz (kimse). Gelişigüzel kırılmış buğdaydan yapılmış olan bir çorba türü. Kolay yarılan ve çekirdeğinden ayrılan. Gelişigüzel kırılmış buğday, dövme. Engebeli bir yerde, herhangi bir yolu geçirmek için açılmış yer.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Tomur : Yumru, ur. 1.Katı. [Bakınız: tomruk]. Koni biçimindeki herhangi bir çıkıntı. Kan damarları bakımından zengin olan ve kıl kökü içine giren dermis tabakası uzantısı. Deride dermis tabakasının epidermis içine uzayan çıkıntıları. Papilla. Dilin üst yüzeyinde bulunan çeşitli biçimlerde olabilen ve tat alma tomurcuklarını taşıyan küçük çıkıntılar. (Eş anlamlısı: kabarcık, karşılık: papilla),katı içine doğru olan uzantıları. Dilin üst yüzeyinde bulunan küçük çıkıntılar.

 

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Diğer dillerde Düğmeli afrika domuzu anlamı nedir?

İngilizce'de Düğmeli afrika domuzu ne demek ? : warthog