Düşük fiyat stratejisi nedir, Düşük fiyat stratejisi ne demek

Düşük fiyat stratejisi; İktisat alanında kullanılan bir terimdir.

İktisat terim anlamı:

Fazla üretimi satmak, piyasaya girmek, piyasa payını korumak veya genişletmek için firmanın, malın fiyatını piyasa fiyatının altında belirlemesine yönelik fiyatlandırma stratejisi.

Düşük fiyat stratejisi anlamı, kısaca tanımı

Düşük : Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru, ceninisakıt, bağan, sakıt. İktidardan düşmüş ya da düşürülmüş. Az. Aşağı doğru düşmüş, aşağı sarkmış. Dil bilgisi kurallarına uymayan. Eski değer ve onurunu yitirmiş olan

Fiyat : Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha. Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı. Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki.

Strateji : İzlem. Bir ulusun veya uluslar topluluğunun, barış ve savaşta benimsenen politikalara destek vermek amacıyla politik, ekonomik, psikolojik ve askerî güçleri bir arada kullanma bilimi ve sanatı, sevkülceyş.

Fiyatlandırma stratejisi : Firmanın etkinlikte bulunduğu piyasanın koşullarına göre kârını veya satış gelirlerini ençoklama, piyasaya girişi engelleme veya piyasa payını artırmak gibi amaçlarla fiyatını belirleme süreci.

Fiyatlandırma : Fiyatlandırmak işi. Yeni veya mevcut ürünlerin fiyatlarının belirlenmesi.

 

Piyasa fiyatı : Bir para biriminin veya malın sürüm değeri, piyasa bedeli, piyasa değeri, rayiç bedel, rayiç fiyat.

Piyasa payı : Bir piyasada, bir malın toplam satış miktarı ya da gelirleri içinde bir firmaya ait olan pay.

Genişletmek : Geniş duruma getirmek.

Genişletme : Genişletmek işi. Bir konuyu, ayrıntılarını katarak geliştirme. tevsi'. Bir konuyu, ayrıntılarını da katarak, geliştirme.

Belirleme : Belirlemek işi, tayin, tespit, teşhis.

Genişlet : Yönetmenin, alıcı yönetmenine alıcının yerini değiştirmeksizin daha geniş açılı mercek kullanması için verdiği komut.

Korumak : Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.

Altında : Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.

Yönelik : Belli bir yöne çevrilmiş olan, müteveccih.

Firman : Topaç.

Piyasa : Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar. Ortalık. Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat. Arz ve talebin karşılaştığı alan. Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme.

Üretim : Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme, istihsal, tüketim karşıtı.

Satmak : Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek. Bir yolunu bularak birinden ayrılmak. Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek. Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak. Bir çıkar karşılığında bir şeyi gözden çıkarmak, feda etmek.

 

Girmek : Dışarıdan içeriye geçmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yemek yemek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Katılmak.

Diğer dillerde Düşük fiyat stratejisi anlamı nedir?

İngilizce'de Düşük fiyat stratejisi ne demek ? : low pricing strategy