Dışarı nedir, Dışarı ne demek

"Dışarı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Dışarıda, çocuklar birdirbir oynamaya dalmışlardı." - A. İlhan
  • "Artık komutanlardan başka hiç kimse dışarı çıkmazdı." - A. İlhan
  • "Dışarıda karlar erimeye başlamış." - A. Ümit
  • "Dışarıyla iyi geçiniyorduk, Yunanlılarla az kalsın birleşecek kadar sıkı fıkı idik." - B. Felek

Dışarı tanımı, anlamı:

Dışarı atmak : Kovmak. zararlı bir maddeyi terleme, idrar vb. yollarla vücuttan çıkarmak.

Dışarı çıkmak : Kapalı bir yerden dışarı gitmek. büyük abdest yapmak.

Dışarı vurmak : Belli etmek, açıklamak.

Dışarıdan evlenme : Dış evlilik.

Gözü dışarıda : Eşine bağlı olmayıp başkalarıyla da ilişki kuran (kimse).

Dışarılı : Taşralı, dışarlıklı.

Dışarılık : Dışarlık.

Dili bir karış dışarı çıkmak : Koşmaktan, yürümekten dolayı çok yorulmak.

Kapı dışarı etmek : Kovmak, dışarı atmak.

Mart içeri pire dışarı : Tedirgin edici biri geldiğinde gitmeye kalkan kimseler için kullanılan bir söz.

Sözüm meclisten dışarı : Konuşma arasında çirkin veya uygunsuz bir söz kullanmak gerektiğinde o sözden orada bulunanların alınmamasını belirtmek için söylenen bir söz.

 

Çevre : Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Yağlık. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Kişi : Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Eş, koca. Erkek. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs.

Konut : İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh. Ön doğru: Eukleides'in "Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir." yolundaki konutu gibi.

Yurt : Diyar. Sahip olunan arazi, emlak. Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer, vatan. Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan. Memleket. Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum. Öğrencilerin kaldığı, barındığı yer. Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer. Göçebe Türklerin oturduğu çadır.

 

Ayrı : Aynı yerde kalan. Başka, başka türlü. Yalnız, tek başına.

Yer : Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Ülke. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Önem. Görev, makam. İz. Durum, konum, vaziyet. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Gezinilen, ayakla basılan taban. Durum, konum. Yerküre.

Yurt dışı : Yurt sınırları dışındaki her yer. Yurt sınırları dışında olan.

Dışı : Kadın. Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki). Yumuşak, kolay işlenen (maden). Şuh, işveli, çekici. Verimli, doğurgan. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan. Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey).

Dış : Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Bir konunun kapsamına girmeyen şey. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Yabancı ülkelerle ilgili. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan.

Dışarı ile ilgili Cümleler

  • Sadece yemek yemek ve daha sonra tekrar dışarı gitmek için eve erken geldin mi?
  • Ölçmek bizim işimizin odası boştu o dışarıda sigara içiyordu.
  • Dışarı çıkacağım.
  • Biz yazın genellikle dışarıda sundurmada yemek yeriz.
  • Dışarı çık ve biraz daha odun getir.
  • Seni görmek isteyen bir adam sen dışarıdayken geldi.
  • Dışarı bakmanız için perdeyi açacağım.
  • Şu an dışarıda yağmur yağıyor.
  • Dışarı çık.
  • Dışarı çıkacağım ve bize yiyecek bir şeyler alacağım.
  • Dışarı baksan iyi olur.
  • Dışarı çıkacağım ve yürüyüş yapacağım.
  • Burak eşyalarını Tuğba'nın evinden dışarı taşıdı.
  • Ben genellikle dışarıda yemek yerim.

Diğer dillerde Dışarı anlamı nedir?

İngilizce'de Dışarı ne demek? : adv. out, outside of, forth

n. outside, exterior

interj. out

Fransızca'da Dışarı : dehors

Almanca'da Dışarı : adv. aus, Ausland: ins Ausland

Rusça'da Dışarı : adv. снаружи, наружу