Deep mourning türkçesi Deep mourning nedir

  • Matem.
  • Derin yas.
  • Büyük üzüntü.

Deep mourning ingilizcede ne demek, Deep mourning nerede nasıl kullanılır?

Deep : Dip. Koyuluk. Tok (ses). Aşırı. Karanlık. Deniz. Yoğun. Karışık. Ciddi.

Mourning : Yas. Ağıt. Ağlama. Yas süresi. Yas giysisi. Kederlenme. Ölenin ardından yanma, yakılma, üzülme; belirli bir süre geleneklerin gerektirdiği şeyleri yapma; toplumuna, topluluğuna göre değişen geleneksel kuralları, kaçınmaları yerine getirme. Yas tutma. Matem. Matemli.

In deep mourning : Büyük üzüntü içinde. Büyük yas içinde. Büyük matem içinde (bir kimsenin ölümünden dolayı).

Deep acid etching : Asitli derin dağlama.

Deep blue : Koyu mavi. Masmavi.

Deep breath : Derin nefes.

İngilizce Deep mourning Türkçe anlamı, Deep mourning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deep mourning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dust and ashes : Yas. Üzüntü. Acı. Keder.

Bereavements : Yakınının ölümü. Yoksun olma. Mahrumiyet. Yas. Yitirme. Kaybetme. Kader. Kayıp (ölüm). Sevilen birinin kaybedilmesi.

Mournings : Yas. Yas giysisi. Ağıt. Kederlenme. Yas süresi. Matemli. Yas tutma. Ağlama.

Bereavement : Yas. Yoksun olma. Yitirme. Büyük kayıp. Mahrumiyet. Ölüm nedeniyle kayıp. Kayıp (ölüm). Yakınının ölümü. Sevilen birinin kaybedilmesi.

 

Mourning : Yas. Kederlenme. Acılı. Ağlama. Ölenin ardından yanma, yakılma, üzülme; belirli bir süre geleneklerin gerektirdiği şeyleri yapma; toplumuna, topluluğuna göre değişen geleneksel kuralları, kaçınmaları yerine getirme. Yas giysisi. Yas süresi. Yas tutma. Matemli.

Sorrows : Üzücü olay. Dert. Keder. Gam. Acı. Üzüntü. Tasa. Şanssızlık.

Extremity : Had. Ekstremite. Son. Aşırı derece. Bir görüş, kanı ya da tutumun en uç biçimiyle benimsenme durumu. Aşırılık. Son derece. Uç kısımlar, canlılarda segmentlere bağlı olan ve belirli görevleri bulunan hareket edebilen uzantılar, kollar, bacaklar, kanatlar, duyargalar, ağız parçaları. Nihayet.

Sorrow : Keder. Acı. Yas tutmak. Gam çekmek. Dert. Hüzün. Kederlenmek. Üzülmek. Nedamet.