Dendene nedir, Dendene ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Dantela.

Tedbir, düşünce: Artık oğlun büyümüş, eline dendeneyi al sana masraf görünüyor.

Bir sırrın, bir haberin ağızdan ağıza yayılması, herkes tarafından duyulması.

Parçalanmış, delik deşik olmuş kaplar.

Trahom.

Dendene anlamı, tanımı

Denden : Bir çizelgede alt alta gelen aynı söz veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önleyerek kolaylık sağlamak amacıyla kullanılan noktalama işaretinin adı ("), denden işareti

Ağızdan ağıza : Sözlü bir biçimde.

Delik deşik : Her yanı deliklerle dolu.

Duyulma : Duyulmak durumu.

Düşünce : Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması.

Yayılma : Yayılmak işi, intişar. Dağınık savaş düzeni. Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalığın veya kötü huylu urun organizmanın başka bir yerine sıçraması, metastaz. Işığın, bir kaynaktan çıkarak doğru çizgiler durumunda türlü yönlere dağılması.

Ağızdan : Sözlü olarak. Ağız yoluyla.

Trahom : Göz kapaklarının altında birtakım kabarcıkların belirmesiyle başlayan, tedavi edilmediğinde kirpiklerin içeriye kıvrılması, saydam tabakada yaralar çıkması nedeniyle körlükle sonuçlanabilen bulaşıcı hastalık.

 

Tedbir : Önlem. Hazırlık.

Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.

Masraf : Harcanan para, gider. Bir şeyin yapımında kullanılan gereç, harç.

Herkes : İnsanların bütünü, cümle âlem.

Dantel : Her türlü iplikle örülen veya bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü, tentene.

Herke : Bakraç, kova. Su içilen küçük kap, maşrapa. Yoğurt kabı. At arabası. Haziran, ağustos aylarında sürülerek bırakılmış tarlaya ekilen tohum. Çoğunlukla bakırdan yapılmış kova, bakraç.

Olmuş : Olgunlaşmış, ergin.

Görün : Mezar, mezarlık.

Sırrı : Sır saklamasını bilen kimse.

Masra : Dokuma tezgâhında atkı ipliklerinin sarıldığı ağaç parçası. Kabağın küçüğü. Hıyarın küçüğü. [Bakınız: masır].

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Diğer dillerde Denatüre proteinler anlamı nedir?

İngilizce'de Denatüre proteinler ne demek ? : denaturated proteins