Deneyim nedir, Deneyim ne demek

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Belli bir amaca göre ve belirli yöntem ve kurallara uygun olarak yapılmış olan deney.

Amacı belli ve koşulları hazırlanmış olarak yapılmış olan gözlemlere verilen ad.

Felsefi anlamı:

[Bakınız: deney II]

Sosyoloji'deki anlamı:

Belli ereklere ulaştıracak yeni koşullar yaratarak ya da toplum yaşamının türlü süreçlerini istenen yönde değişikliğe uğratarak olayları etkileme yoluyla incelemeyi amaçlayan yöntemli deney.

Bilimsel terim anlamı:

Bilgi ve beceri kazandırıcı bilinçli ya da bilinçsiz kişisel edinim ve yaşantı.

İngilizce'de Deneyim ne demek? Deneyim ingilizcesi nedir?:

experimentation, experimenting, experiment, experience

Deneyim hakkında bilgiler

Tecrübe ya da deneyim, bir konuda zamanla elde edilen bilgi birikimidir.

Tecrübe kavramı felsefede geniş bir kullanım alanına sahiptir. Søren Kierkegaard felsefesinde sıklıkla işlenir.

Belirli bir konuda tecrübe sahibi olan kişiler o alanda uzman olarak nitelendirilir.

Deneyim ile ilgili Cümleler

  • O deneyimli bir dedektif.
  • Onun deneyimi var mı?
  • Tom'un deneyimi var mı?
  • Deneyim olmadan bilgelik gelemez.
  • Tom'un hiç deneyimi yok.
  • Deneyim ona cesaret verdi.
  • Deneyim bu meslek için gereklidir.
  • Deneyim belki
  • Ali gerekli deneyime sahiptir.
  • Deneyim önemlidir.
  • Deneyim sadece hatalarımıza verdiğimiz isimdir.
  • Ali deneyimli bir diş hekimi yardımcısıdır.
  • Tom'un herhangi bir deneyimi var mı?
  • Deneyim en iyi öğretmendir.
 

Deneyim anlamı, kısaca tanımı:

Bilgi : Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Bilim. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf.

Tecrübe : Deneyim. Görgü. Deney.

Deneyim kazanmak : Deneyimli duruma gelmek.

Deney : Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılmış olan işlem, tecrübe. Deneyim, tecrübe.

Deneyimci : Deneyimi ön plana çıkaran kimse.

Deneyimcilik : Deneyimci olma durumu.

Deneyimli : Deneyim kazanmış olan, tecrübeli, anaç.

Deneyimsiz : Deneyimi olmayan, tecrübesiz.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Hayat : Balkon. Yazgı. Yaşam. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Avlu. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Canlı, sağ olma durumu. Geçim şartlarının bütünü. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü. Meslek. Sundurma.

 

Tamam : Evet. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz. Eksiksiz. Tamamlanmış, bitmiş. Yanlış ve yalan olmayan, doğru. Bütün, tüm.

Eksper : Bilirkişi.

Zaman : Dönem, devir. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Belirlenmiş olan an. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit.

Birikim : Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Biriktirilen mal veya para.

Kavram : Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon. Tutam, avuç dolusu. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon. Karın zarı, periton.

Deneyimlilik : Deneyimli olma durumu.

Deneyimsel : Kuramsal nedenini aramadan, denemeyle kimi nicelikler arasında bağıntılar bulmaya ilişkin.

Deneyimsizlik : Deneyimsiz olma durumu, tecrübesizlik.

Diğer dillerde Deneyim anlamı nedir?

İngilizce'de Deneyim ne demek? : n. experience, experimentation

Fransızca'da Deneyim : expérimentation [la]

Almanca'da Deneyim : n. Erfahrung