Dengilmek nedir, Dengilmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yıkılmak, devrilmek, yuvarlanmak.

Yaslanmak, yan yatmak, dayanmak.

Dengilmek kısaca anlamı, tanımı

Deng : Denk, eşit, uygun. Sersem, dengesiz, akılsız, dalgın. Denk, eş

Yuvarlanmak : Kendi üzerinde dönerek hareket etmek. Ansızın, beklenmedik bir zamanda ölmek. Devrilmek, düşmek. Gitmek. Dökülerek düşmek.

Yuvarlanma : Yuvarlanmak işi.

Devrilmek : Devirme işi yapılmak. Dönmek. Yok edilmek, ortadan kaldırılmak.

Yaslanmak : Dayanmak. Yasa bürünmek, yas içinde olmak. Güvenmek.

Yıkılmak : Yıkma işi yapılmak veya yıkma işine konu olmak. Devrilmek, yığılmak. Yok olmak, mahvolmak. Yenilmek. Yüklenmek. İstenmeyen biri çekilip gitmek, defolmak. Herhangi bir sebeple çökmek, göçmek.

Yaslanma : Yaslanmak işi.

Dayanmak : Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.

Devrilme : Devrilmek işi.

 

Yıkılma : Yıkılmak işi.

Dayanma : Dayanmak işi.

Yatmak : Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak. Heves etmek, eğilmek. İşsiz kalmak, çalışmamak. Bilerek yenilmek, şike yapmak. Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak. Boş yere beklemek. Düz bir duruma gelmek, düzleşmek. Olumsuz veya başarısız bir sonuç almak. Bulunmak, var olmak. Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek. Belli bir süreyi cezaevinde geçirmek. Bir düşünceyi veya bir öneriyi benimsemek, razı olmak. Cinsel ilişkide bulunmak. Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek. Ölü gömülmüş olmak. Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek. İşlemez, çalışmaz durumda kalmak.

Yasla : Hayvan yemliği.

Yuvar : Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genel olarak yuvarlak veya oval küçük cisim. Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim.

Yatma : Yatmak işi.

Daya : Çocuğa bakan dadı, sütnine, taya.

Yıkı : Harabe.

Yuva : Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Genellikle ailenin oturduğu ev. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Bir şeyin öğretildiği yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.

Yan : Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil. Birlikte, beraberinde olma. İkinci derece olan. Üst. Tali. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri. Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet. Yer. Bir tarafa yönelerek. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri.

 

Diğer dillerde Denge dış ticaret hadleri anlamı nedir?

İngilizce'de Denge dış ticaret hadleri ne demek ? : equilibrium terms of trade