Dense türkçesi Dense nedir

  • Tıkız.
  • Fizik, kimya alanlarında kullanılır.
  • Sıkı.
  • Kalın.
  • Kırılma özelliği çok olan (mercek camı).
  • Kalabalık.
  • Bulunduğu evrede, birim oylumda görece kütle niceliği daha yüksek olan.
  • Kalın kafalı.
  • Ağır.
  • Negatifi şeffaf olmayan (fotoğrafçılık terim).
  • Yoğun.
  • Özgül ağırlığı yüksek olan.
  • Mankafa.
  • Koyu.
  • Sıkışık.
  • Sık.
  • Ağır (yazı).

Dense ile ilgili cümleler

English: The dense fog made the building invisible.
Turkish: Yoğun sis binaları görünmez yaptı.

English: The mist was so dense that I could not see even an inch ahead.
Turkish: Sis o kadar yoğundu ki bir inç önümü bile göremiyordum.

English: Tom can't believe how dense Mary is.
Turkish: Tom, Mary'nin ne kadar kalın kafalı olduğuna inanamıyor.

English: He has a very dense beard.
Turkish: Onun çok yoğun bir sakalı var.

English: Our plane couldn't land on account of the dense fog.
Turkish: Uçağımız yoğun sis nedeniyle inemedi.

Dense ingilizcede ne demek, Dense nerede nasıl kullanılır?

Dense bodies : Trans-golgi ağından biçimlenen örtülü veziküllerin yoğunlaşmış koyu tondaki primer lizozomlarına verilen ad. sopa biçimindeki roptrilerin şişkin sonlarıyla mikronemler arasındaki çekirdeğin önünde bulunan ve protozoonların sporozoit, merezoit (bradzoit, takizoit ve zoitler) gibi hareketli evrelerinde oluşan hareketli yapılar. Yoğun cisimcikler.

 

Dense connective tissue : Sık bağ dokusu. Kollagen tellerinin her yönde yayılışına ya da bir yönde paralel demetler halinde uzanışına göre muntazam sık bağ dokusu ve muntazam olmayan sık bağ dokusu tipleri olan, kollagen ve elastik tel ağı sıkı bir şekilde örülmüş bir tip bağ dokusu.

Dense crowd : Büyük kalabalık. Kalabalık. Yoğun kalabalık. İnsan izdihamı. Halk yığını.

Dense diplomatic traffic : Yoğun diplomatik trafik.

Dense fog : Ağır sis durumu. Yoğun sis. Aşırı buğu.

Dense set : Yoğun küme.

Dense wavelength division multiplex : Yoğun dalga boylu bölmeli çoklama. Fiber optik aracılı ışık dalgalarıyla veri aktarma teknolojisi (her sinyal kendi dalga boyunda gönderilir - tek fiber optikten 80'e kadar kanal gönderilebilir).

Densely populated areas : Nüfusu yoğun bölgeler. Çok fazla sayıda insandan oluşan alanlar. Yoğun nüfuslu alanlar. Kalabalık nüfuslu alanlar.

Densely populated area : Yoğun nüfuslu alanlar. Kalabalık nüfuslu alanlar. Çok fazla sayıda insandan oluşan alanlar.

Densely : Aşırı bir şekilde. Ağır bir şekilde. Yoğun olarak. Kalabalık bir şekilde. Yoğun ölçüde. Yoğun bir şekilde.

İngilizce Dense Türkçe anlamı, Dense eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dense ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blistering : Şiddetli. Bunaltıcı derecede sıcak. Öfkeli. (sporda) çok hızlı veya güçlü veya etkileyici. Sinirli. Sert. Çok kızgın. Haşin. Şiddetli (eleştiri vb).

Blackest : Kara. Siyah. Karalayıcı. Pis. Kötü. Kasvetli. Kızgın. Uğursuz. Zenci.

 

Burdensome : Sıkıntı verici. Sıkıcı. Külfetli. Taşınması zor. Yük olan.

Coarct : Sert bir kabuğu olan. Kabuklu (bir krizalid veya böcek hakkında). Daralan (tıp veya medikal terimi). Coarctate. Dar. Beraber sıkıştırılmış.

Fasted : Oruç tutmak. Perhiz yapmak. Rengi atmaz. Çabuk. Dayanmak. Sabit (renk). Yapışmak. Süratli. Hızlı.

Bohunks : Geri zekalı kimse. Yarı vasıflı işçi veya alt sınıf göçmen ya da orta veya güneydoğu avrupa'dan gelen kimse (aşağılayıcı argo). Salak. Aptal kimse.

Airhead : Hava başı. (argo terim) aptal ve aklen dengesiz olan kişi. Mal. Salak. Paraşütçüler tarafından kuşatılmış düşman bölgesi. Paraşütçü birlikler tarafından korunan düşman kontrolü bölge. Aptal. Sersem. Boş adam.

Continual : Süregelen. Durmadan. Sürekli. Aralıksız. Devamlı. Mütemadi. Ardı arkası kesilmeyen. Ardı arkası gelmeyen. Sıkça.

Jammed : Tıkanmış. Sıkıştırılmış. Ezilmiş. Karışmış. Hıncahınç. Tıkıştırılmış. Tıklım tıklım. Sıkışmış.

Careful : Ölçülü. Dikkatli. Özenli. Dikkatle yapılmış. Onat. Tutumlu (aşırı). Cimri. İdareli. Düşünen. Titiz.

Dense synonyms : cumbersome, congestion, pressed, thickly, blacker, busier, darker, compact, darks, bonehead, thick, close fit, densest, firmed, frequent, boldface, airheads, compacted, pushed, firm, boneheaded, abysmal, full, coarser, congestions, deep, concourses, heavy, crashing, grave, deepest, fastest, constricted.

Dense zıt anlamlı kelimeler, Dense kelime anlamı

Thin : Seyrekleştirmek. İnceltmek. İnceltmek (sıvıyı). Sulu. Seyrelmek (saç). Zayıflamak. Ayırmak. Hafif. Cıvık. Güçsüz.

Penetrable : Nüfuz edilebilir. Etki edilebilir. Sızılabilir. Sızabilir. Delinebilir. İçine girilebilir. İşlenebilir. Girilebilir. Girinebilir.

Dense ingilizce tanımı, definition of Dense

Dense kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Heavy. Compact. Having the constituent parts massed or crowded together. Close. Containing much matter in a small space. Opaque. A dense forest. As, a dense crowd. Thick. A dense fog.