Dikleşmek nedir, Dikleşmek ne demek

  • Dik duruma gelmek
  • Birine karşı ters tutum içine girmek, karşı durmak.

"Dikleşmek" ile ilgili cümleler

  • "Fen şubesi şefi birden dikleşti." - R. H. Karay

Dikleşmek kısaca anlamı, tanımı:

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.

Gelme : Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmek işi. Gelmiş olan. Yetişme.

Ters : Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. Hayvan pisliği. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert. Kesici bir aletin kesmeyen yanı. Gerekli olan duruma karşıt, zıt. Bir şeyin aksi, karşıtı.

Tutum : Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.

Girmek : Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Yüklenmek. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Almak, fethetmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Bulaşmak. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Erişmek, ulaşmak. Girişmek, başlamak. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Dışarıdan içeriye geçmek. Tecavüz etmek, geçmek. Katılmak. Yazılmak, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yemek yemek. İncelemek, ayrıntılara inmek. Sığmak.

 

Durmak : Ara vermek. İşlemez olmak, çalışmamak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Yaşamak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Bir yerde olmak veya bulunmak. Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak. Beklemek, dikilmek. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Dinmek, kesilmek. Hareketsiz durumda olmak. Var olmak. Kalmak. Varlığını sürdürmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi.

Dik : Sert (bakış). Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Kaba, yersiz (davranış). Ters, aksi (söz). Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Yatık durmayan, sert. Sert, kalın, tok (ses).

Gelmek : İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. Belli bir süre dolmak. Mal olmak. Sonuç çıkmak. Düşmek, rast gelmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Katılmak, eklenmek. Kadar olmak. Türemek. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Kazanılmak, sağlanılmak. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Çıkmak, yönelmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Uymak. Biriyle birlikte gitmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Olmak, -e uğramak. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Oturmaya, ziyarete gitmek. Ulaşmak, varmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Getirmek. Dayanmak, tahammül etmek. Herhangi bir sırada bulunmak. İzlemek, takip etmek. Akmak.

 

Diğer dillerde Dikleşmek anlamı nedir?

İngilizce'de Dikleşmek ne demek? : v. become upright, erect, steepen, shoot up

Fransızca'da Dikleşmek : remonter