Dilatant türkçesi Dilatant nedir

  • Genişleten.
  • Genişletici.
  • Genleşici.
  • Büyütücü.
  • Genleşen.
  • Genleştiren.

Dilatant ingilizcede ne demek, Dilatant nerede nasıl kullanılır?

Dilatants : Dilatant. Genleşici. Genişleten. Genleşen.

Dilatability : Genleşme yeteneği. Genleşebilme.

Dilatable : Genleşebilir. Genişleyebilir. Uzayabilir.

Dilatatio : Dilatasyon. Genişleme.

Dilatatio cordis : Dilatasyo kordis. Kalp genişlemesi.

Cervical dilatation : Serviks dilatasyonu. Servikal dilatasyon. Doğumun başlangıcında serviks uterinin açılıp genişleme süreci.

Dilatatio oesophagie : Dilatasyo özofagi. Yemek borusun genişlemesi.

Abomasal dilatation : Dilatasyo abomazi. Şirden genişlemesi. Abomazum genişlemesi. Abomazum dilatasyonu. Şirden içerisinde aşırı miktarda gaz ve sıvı içerik birikmesi sonucu şirdenin hacminin artması, abomazum dilatasyonu, abomazum genişlemesi, dilatasyo abomazi.

Dilatations : Açılma. Tevessü. Genleşim. Genleşme. Dilatasyon. Genişleme.

Dilatation : Açılma. Dilatasyon. Bir delik veya borusal bir yapının genişlemesi, dilatasyon, ekspansiyon, ektazi. Genleşim. Genişleme. Tevessü. İçi boş organların genişlemesi, dilasyon. Biyoloji, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Genleşme. Kayaç taneciklerinin güneş ısısının etkisiyle büyümesi.

İngilizce Dilatant Türkçe anlamı, Dilatant eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Dilatant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Enlarger : Agrandizör. Büyülteç. Agrandisör. Agrandisman makinası. Fotoğrafları büyülten cihaz. Büyüteç.

Widener : Genişleten kimse veya şey. Geniş hale getiren.

Magnifiers : Büyüteç.

Conspicuous : Göze çarpan. Dikkat çekici. Dikkati çeken. Dikkat çeken. Kolayca görünen. Aşikar. Çarpıcı. Bariz. Belli. Belirgin.

Dilator : Kanal genişletici alet. Şişirten kas. Dilatör. Genişletici alet.

Aggrandizers : Yükseltici. Enine açıcı. Agrandizör.

Dilative : Genleştirici. Genişleme.

Blazing : Çarpıcı. Bariz. Alevlenme. Cayır cayır yanan. Alevlenmiş. Yanan. Aşikar. Keskin. Belirgin. Alevlenen.

Yonder : Oradaki. Şurada. Ötede. Şuraya. Ötedeki. Orada. Oraya. Şuradaki. Öteye.

Yon : Orada. Ötedeki. Şuradaki. Şurada. Ötede. Oradaki.

Dilatant synonyms : out of town, nonadjacent, dilaters, unconcealed, far, deep, expanders, wideners, tenters, dilators, enlargers, far flung, long distance, extreme, magnifier, dilater, expander, dilatational, dilatants, distance, tenter, aggrandizer.

Dilatant zıt anlamlı kelimeler, Dilatant kelime anlamı

Close : Avlu (okul, kilise). Son vermek. Bitirmek. Bağlantılı. Son söz. Kapamak. Yummak (göz). Son. Kapatmak. Kadans.

Near : Yanında. Soldaki (araba veya at). Yakın. Daha yakındaki. Samimi. Yakında. Teklifsiz. Yaklaşmak. Sıkı. Bitişik.

Concealed : Gizlenmiş. Gizlenen. Görünmez. Gizli. Mektum. Nihan. Saklı.