Disk nedir, Disk ne demek

Disk; bir spor terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: sabit disk]

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Her iki yüzü basık, yuvarlak cisim veya oluşum, diskus.

Yuvarlak.

Bilimsel terim anlamı:

Disk atmada kullanılan, 2 kg. ağırlığında genellikle metal bir çember ile çevrelenmiş tahta ağırşak. Kadınların kullandıkları disk 1 kg. ağırlığında olup daha küçüktür.

İngilizce'de Disk ne demek? Disk ingilizcesi nedir?:

discus, disk

Disk anlamı, kısaca tanımı:

Disk atma : Atletizmde disk fırlatma yarışması.

Diskçalar : Özel yöntemlerle yoğun disk üzerine kaydedilen müzikleri dinlemeye yarayan araç.

Disk zımpara : Mermer ve metal maddeleri kesmeye veya temizleyip parlatmaya yarayan alet.

Manyetik disk : Yüzeyinde manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği mıknatıslanabilir kaplaması olan plak şekilli tabaka.

Yoğun disk : Manyetik olmayan ince bir metalden oluşmuş ve yüksek yoğunluklu ışık kaynağı kullanarak optik tarama düzeneği ile okunan veri saklama ortamı, disk.

 

Diskalifiye : Yarış dışı bırakılmış.

Diskalifiye etmek : Yarış dışı bırakmak.

Diskalifiye olmak : Yarış dışı bırakılmak.

Diskçi : Disk atan kimse.

Diskçilik : Diskçi olma durumu.

Disket : Bilgisayardaki işlemlerin kaydedildiği manyetik araç.

Diskjokey : Radyo ve diskoteklerde müzik yayınlarını plak veya ses bantları aracılığıyla yöneten kimse.

Disko : Diskotek.

Diskotek : Plak, ses bandı koleksiyonu. Çalınan plak, bant vb. eşliğinde dans edilen kulüp, disko.

Diskur : Söylev, nutuk.

Diskur geçmek : Nutuk verir gibi konuşmak.

Erkek : Sperma oluşturan organizma. Sözüne güvenilir, mert. Yetişkin adam, bay, er kişi. Koca. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Sert, kolay bükülmez.

Kadın : Bayan. Hizmetçi bayan. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen.

Kilogram : Bin gramlık bir ağırlık ölçü birimi, kilo (kg).

Genel : Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).

Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Bu maddeden yapılmış. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı.

Çember : Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak. Aşılması, çözümü güç durum. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Yazma, yemeni, başörtüsü.

 

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Yağlık. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi.

Gramofon : Önceden özel bir madde üzerine kaydedilmiş sesleri, istenildiğinde dinleten alet, sesyazar, fonograf.

Ana : Anne. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Yavrusu olan dişi hayvan. Temel, asıl, esas.

Madde : Bir cismi oluşturan öge, öz. Para, mal vb. ile ilgili şey. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Duyularla algılanabilen nesne. Molekül. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri.

Yoğun : Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın. Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Kaba, kalın, iri (elek, iğne). Şişman, iri, tombul. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre.

Disk : İnce ve çapı oldukça büyük teker şeklinde parça. Disk atmada kullanılan, erkekler için 2, kadınlar için 1 kilogram ağırlığında, genellikle metal bir çember ile çevrelenmiş tahta ağırşak. Omurları birbirine birleştiren ana madde. Yoğun disk. Gramofon plağı.

Disk birimi :

Disk hastalığı : Omurlar arası disk hastalığı.

Disk işletim sistemi : (DİS)

Diskalifiye tanı : Genellikle klinik veya laboratuvar bulgularıyla kesin tanı konamadığında tanının tüm diğer hastalıkların diskalifikasyonuna göre dolaylı olarak konması.

Diskeratozis : Epidermiste keratin salgılayan hücrelerin, yetersiz, normal dışı ve hatalı keratin üretmesi. Özellikle papillom, yassı hücreli karsinom, keratoakantom ve siğilli diskeratom gibi tümöral deri hastalıklarında dikkati çeker.

Diskırasi : Hipokrat tarafından ortaya atıldığı ileri sürülen Humoral Teori’ye göre, sağlam bir vücutta bulunan sıvıların normal düzeylerin bulunması sonucu ortaya çıkan denge hâli.

Diskinetoplastik dönem : Kimi tripanosomatidlerin belirli gelişim evrelerinde kinetoplastlarındaki DNA içeriğini kaybettikleri dönem. Bu evreler memelilerde yaşarken vektörlerde yaşayamazlar.

Diskinezi : İstemli hareketlerin bozulması.

Diskinmek : Korkmak, ürkmek, korkudan sıçramak. Tiksinmek Tiksinmek, iğrenmek

Diskjokeylik : Diskjokeyin işi.

Disk ile ilgili Cümleler

  • Ali her şeyi harici sabit disk üzerine yedekledi.
  • Diskin kopyasını kimseye verdin mi?
  • Diskim kaydı.
  • Disko müzik eşliğinde dans ettik.
  • Tom'a diski ver.
  • Diski ona ver.
  • Onlara diski ver.
  • O disk on dolara mal oldu.
  • Disko dansına gelince ben Susan'a uygun değilim.
  • Ona diski ver.
  • Onlar diskoya gitmemize izin vermezler.
  • Disko boş.
  • O disketi kopyalamayın.
  • Diskalifiye edildim.

Diğer dillerde Disk anlamı nedir?

İngilizce'de Disk ne demek? : n. flat circular object; circular object of covered in magnetic material and used for storing computer data (Computers); central part of a flower head; (Anatomy) flat round cartilage structure in the skeleton of a person or animal separating vertebraes in the spine

n. disc, disk, flat circular object; compact disc; circular object of covered in magnetic material and used for storing computer data

n. disk, flat circular object; circular object of covered in magnetic material and used for storing computer data; central part of a flower head

Fransızca'da Disk : disque [le]

Almanca'da Disk : n. Diskus, Wurfscheibe

Rusça'da Disk : n. диск (M), пластинка (F), тарелка {тех.} (F)

adj. дисковый