Disobeys türkçesi Disobeys nedir

  • İtaatsizlik etmek.
  • Dinlememek.
  • Söz dinlememek.
  • İhlalde bulunmak.
  • -e uymamak.
  • Karşı gelmek.
  • İtaat etmemek.
  • Uymamak.
  • Riayet etmemek.

Disobeys ile ilgili cümleler

English: These days he disobeys his parents.
Turkish: O bu günlerde anne babasının sözünü dinlemiyor.

Disobeys ingilizcede ne demek, Disobeys nerede nasıl kullanılır?

Disobey : Dinlememek. İhlalde bulunmak. İtaat etmemek. İtaatsizlik etmek. Riayet etmemek. Söz dinlememek. -e uymamak. Uymamak. Karşı gelmek.

Disobeyed : Riayet etmemek. Dinlememek. -e uymamak. Uymamak. İtaat etmemek. Karşı gelmek. İtaatsizlik etmek. Söz dinlememek. İhlalde bulunmak.

Disobeyer : Uymayı reddeden. İtaatsiz. Başına buyruk davranan. Laf dinlemeyen. İtaatsizlik eden. Kafa tutan.

Disobeyers : İtaatsizlik eden. Laf dinlemeyen. İtaatsiz. Uymayı reddeden. Başına buyruk davranan. Kafa tutan.

Disobeying : Uymamak. Söz dinlememek. İtaat etmemek.

Disodium edta : Genellikle metallerle olan zehirlenmelerde şelat oluşturmak amacıyla kullanılan madde. Disodyum edta.

Disobligingly : Kabaca. Kırıcı bir şekilde. Ricasını yerine getirmeyerek.

Disobliging : Hatır kıran. Ters. Kırıcı. Kaba. Aksi. Nezaketsiz. Hatır kırıcı.

Disobliged : Yardımı reddetmek. Hatırını kırmak. Ricasını yerine getirmemek. Gücendirmek.

Disobedient : İtaatsiz. Asi. Söz dinlemez. Serkeş.

 

İngilizce Disobeys Türkçe anlamı, Disobeys eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Disobeys ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Weaken : Güçsüzleşmek. Kuvvetsizleşmek. Cansızlaştırmak. Zayıflatmak. Hafifletmek. Güzsüzleştirmek. Güçsüz düşürmek. Güçten düşmek. Güçsüz kılmak. Zayıf düşürmek.

Spurts : Atılım yapmak. Fışkırtmak. Fışkırmak. Hamle yapmak. Son bir çaba göstermek. Olağanüstü çaba göstermek. Atak yapmak. Davranmak. Püskürmek.

Bearding : Sakal. Başak dikeni. Meydan okumak. Homoseksüel bir erkeğin cinsel tercihini saklamak amacıyla topluma romantik bir ilişki yaşıyormuş gibi gösterdiği kız. Kılçık. Püskül. Sakalından tutmak. Eşcinsel bir erkeğe onun öyle olmadığı izlenimini vermek için eşlik eden kadın.

Violate : Saygısızlık etmek. İhlal etmek. Tutmamak (söz). -in kutsallığını bozmak. Tecavüz etmek. Irzına geçmek. Bozmak. Çiğnemek.

Be out of keeping with : Uygun olmamak. Uyumsuz olmak. Gitmemek. Garip kaçmak.

Back out of : Caymak. Sözünden dönmek. Sözünü tutmamak. Vaadini tutmamak. Anlaşmayı bozmak. Vazgeçmek.

Argues : Belli etmek. İkna etmek. Becelleşmek. İtiraz etmek. İleri sürmek. Savunmak. Münakaşa etmek. Tartışmak. Çekişmek.

Sabotage : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Baltalamak. Sabote etmek. Sabote. Kundaklama. Bir işbırakımı ya da iş anlaşmazlığı sırasında fabrika, tesis veya donatımının bilinçli veya kasıtlı olarak bozulması, yakılması, yıkılması gibi eylemlerle normal çalışma koşullarının engellenmesi durumu. İşçilerce uygulanan (üretimi fena bir duruma sokma, alet ve makineleri bozma, üretim arttırımını durdurma amacıyla toplu halde işi bırakma) gibi baltalama işlemleri. Baltalama. Kundaklamak. Sabotaj.

 

Buck : Antilop, tavşan, geyik gibi bazı hayvanların yetişkin erkeklerine verilen ad. atlarda yukarıya doğru sıçrama. İtiraz etmek. Papel. Sıçrayıp binicisini düşürmek. Erkek kızılderili. Sıçramak. Canlandırmak. Kütüklere ayırmak.

Spurted : Püskürmek. Atılım yapmak. Olağanüstü çaba göstermek. Fışkırmak. Atak yapmak. Olağanüstü çaba. Fışkırtmak. Son bir çaba göstermek. Davranmak.

Disobeys synonyms : infracted, subvert, contravenes, be at variance, be unsuitable, infringe, bridle, breach, disobeyed, transgress, clashes, disregard, sit in, bridles, disobey, violates, beard, run counter to, disregards, resist, counteract, balk, clashed, breaks, arguing, undermine, refuse, bridling, infringed, decline, contravened, countermine, beards.

Disobeys zıt anlamlı kelimeler, Disobeys kelime anlamı

Obey : -e uymak. Denileni yapmak. Uymak. Sadakat göstermek. Söz dinlemek. Riayet etmek. Dinlemek. İtaat etmek. Biat etmek. Tanımak.

Accept : Hazmetmek. Kabullenmek. Normal karşılamak. Onaylamak. Katlanmak. Evet demek. Üstlenmek. Almak. Anlamak. Razı olmak.