Divan efendisi nedir, Divan efendisi ne demek

Divan efendisi; Tarih alanında kullanılan bir terimdir.

Tarih terimi olarak anlamı:

Vezir ve beylerbeyilerin yazı işlerine bakan görevlilerin buyurucusu.

Divan efendisi anlamı, tanımı

Efen : Kolay

Divan : Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis. Sedir. Meclis. Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser.

Efendi : Günümüzde bey unvanından farklı olarak özel adlardan sonra kullanılan ikinci derecede bir unvan. Koca. Eğitim görmüş kişiler için özel adlardan sonra kullanılan unvan. (efe'ndi) Erkekler için kullanılan bir seslenme sözü. (efe'ndi) Hizmetlilere seslenilirken kullanılan bir söz. Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse. Görgülü, nazik, kibar.

Yazı işleri : Bir daire veya kurumda yazışmaların yapıldığı bölüm. Bir gazete veya dergide yayımlanacak yazıları yazma ve düzenleme işi. Gazete veya dergilerde haberlerin, yazıların toplandığı bölüm.

Beylerbeyi : Sancak beylerinin başı.

Buyurucu : Amir. Emir.

Görevli : Görevi olan, vazifeli. Resmî görevi olan kimse, memur.

Beyler : Antalya şehrinde, Elmalı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Denizli ili, Buldan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Erzurum kenti, Narman belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. İzmir şehri, Seferihisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Kastamonu kenti, İnebolu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Manisa şehrinde, Gölmarmara belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sakarya şehri, Ortaköy bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

 

Buyuru : Buyruk.

Bakan : Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.

Beyle : Böyle. Böyle, karşılığı bele, beyne, biyle, böle.

İşler : Nicem düzeneğinde, bir yöneye uygulanınca başka bir yöney veren matematiksel nesne.

Görev : Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.

Vezir : Osmanlılarda devletin bakanlık, valilik gibi yüksek görevlerinde bulunan ve paşa unvanını taşıyan kimse. Satrançta, her yöne gidebilen, önemce ikinci sırada gelen taş, ferz.

Vezi : Kaşık oyunu.

İşle : Nakış: İşle ipliğini aldım.

Yazı : Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi. Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü. Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü. Düz yer, ova, kır. Yazgı. Harfleri yazma biçimi. Alfabe. Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale.

Göre : Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince. Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran.

Baka : Bak: Baka neler yapıyor. Dik (çift demiri için). Baksan a!.

Buyu : Bir kere, bir kez.

Diğer dillerde Diürez anlamı nedir?

İngilizce'de Diürez ne demek ? : diuresis