Dokurcum nedir, Dokurcum ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ahenk, gidiş: Evimizin dokurcumu bozuldu.

Dokuztaş oyunu.

Çeşitli sayılardaki ekin demetlerinden yapılmış yığın.

Dokurcum kısaca anlamı, tanımı

Dokur : Gaziantep şehri, Burç nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri

Doku : Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç. Bir bütünün yapısı ve özelliği.

Dokuztaş : Dokuz taşla oynanan ve taşların yerleri ile yürütme yolları çizgilerle gösterilen oyun, dokurcun.

Çeşitli : Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi.

Sayılar : Varlıkların miktarını, tane olarak hesabını bildiren kelimeler. Sayılar soyut sayıları bildirdiklerinde ve ad görevi yüklendiklerinde bağımsız olarak kullanılırlar: Kırk beş dokuza bölünür. İki kere iki dörttür. Üçe dördü eklersen yedi olur. Kalemlerden ikişer tane sana, ikişer tane kardeşine aldım. Birinci grup gitsin, ikinci grup gelsin. Üçler, yediler, kırklar ve benzerleri Sayı türleri, nesnelerin sayılış sırasını, parçalarını bildirme, bölük bölük gösterme gibi anlam inceliklerine sahiptirler: beşinci sınıf, ikişer kalem, iki-üç saat vb. Sayı ile gösterilen değerler. Üremin sayışımında gün toplamı üremi sayışılacak para (belgit tutarı) ile yargılanarak bulunan sayı. Oyuncular arasındaki sayı durumu.

 

Sayıl : Deniz kıyısı. Ermiş, bilen, vâkıf. Dilenci. Yöney ve gereyler gibi, birkaç bileşkenli ya da öğeli olmayıp tek bir sayı ile belirlenen nicelik. Yalnızca büyüklüğü ile belirlenen, doğrultu özelliği olmayan (nicelik). Bir oyutun (çoğunlukla da R ya da C oyutunun) öğelerinden biri. Bir ölçek aracılığıyla ölçüye vurulan nesne ya da özelliklerin bir sayı dizgesinin birimlerine göre aldığı değer. “Saygı gör, sözün dinlensin değerin artsın anlamında kullanılan bir isim”.

Gidiş : Gitme işi. Tutum, durum, davranış. Gitme biçimi, tempo.

Ahenk : Uyum. Uzlaşma. Ezgi.

Dokuz : Sekizden sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 9 ve IX rakamlarının adı. Sekizden bir artık.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Yığın : Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe. Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle.

Demet : Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam. Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu. Bitki ya da çiçek destesi. Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu. Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon.

Ahen : [Bakınız: aha]. Demir.

Yığı : Başağın taneli kısmı, taneleri. “Yığı etdik, yedik. İstenildiğinde kullanılmak üzere yığınlanmış bilgi.

Gidi : Azarlama sözü. Ahlaksız, pezevenk.

 

Deme : Demek işi. Anlam. Atasözü. Genellikle Alevi şairlerin tarikatlarıyla ilgili konuları işleyen şiirlerine, kendilerince verilen ad. Halk edebiyatında şiir. Ağıt.

Ekin : Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum. Kültür, hars.

Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.

Diğer dillerde Dokunum toparı anlamı nedir?

İngilizce'de Dokunum toparı ne demek ? : osculating sphere