Drawers türkçesi Drawers nedir

Drawers ile ilgili cümleler

English: Ali looked in the drawers.
Turkish: Ali çekmecelere baktı.

English: All the desk drawers were empty.
Turkish: Tüm çekmeceler boştu.

English: Ali is looking through his desk drawers.
Turkish: Ali masa çekmecelerine bakıyor.

English: Her sewing basket, dresser drawers and pantry shelves are all systematically arranged in apple-pie order.
Turkish: Onun dikiş sepeti, şifonyer çekmeceleri ve külotlu çorap rafları hepsi sistemli olarak yerli yerinde düzenlenir.

English: The file cabinet drawers are open.
Turkish: Dosya dolabı çekmeceleri açıktır.

Drawers ingilizcede ne demek, Drawers nerede nasıl kullanılır?

A pair of drawers : Külot.

Chest of drawers : Konsol. Şifonyer. Çekmeceli dolap. Şifoniyer.

Underdrawers : Vücudun alt kısmı için iç öamaşırı.

Drawer for another party : Başkası sayışımına ödek gönderme işi. Başkası yararına ödeme istemi.

Bottom drawer : Çeyiz. Alt çekmece.

Prop drawer : Direk sökücü.

Topdrawer : Üstün.

Refer to drawer : Keşideciye müracaat.

Drawer : Çekmece (masa). Çek, senet gibi değerli kağıtları düzenleyen ve ödemekle yükümlü olan kişi. Göz. Çizer. İşlemci. Ödek, çek, gibi tecimsel belgitleri işleme koyan kişi. Çeken kimse. Çekmece masa. Keşideci. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

 

Card drawer : Fişlerin belirli bir düzen içinde dizilmeleri için kullanılan kutu. katalog dolabındaki gözlerden her biri. Fiş kutusu.

İngilizce Drawers Türkçe anlamı, Drawers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Drawers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Donned : Uzman. Giyinmek. Bey. Giydirmek. İspanyol efendisi. Öğretmen. Giymek. Öğretim görevlisi. Kuşanmak veya giyinmek.

Glazed frost : Kırağı (donmuş). Şeffaf buz.

Inexpressibles : Tarifsiz. (argo) külot. Jokey pantolonu. Pantolon. Kadın iç çamaşırı (argo terim). Kelimelere sığmaz. Betimlenemeyen. Tanımlanamaz. Tanımlanamaz denli güçlü.

Freezes : Donma. Dondurulma.

Stepin : Adımla.

Dons : Bey. Giymek. Uzman. Öğretmen. Giydirmek. İspanyol efendisi. Öğretim görevlisi. Giyinmek. Kuşanmak veya giyinmek.

Underpants : Tuman.

Scanties : Bayan kilotu. İç çamaşırı. Bayan külotu.

Frost : Soğuk davranmak. Donmak. Buzlamak. Buzlanmak. Keki şekerli bir karışımla kaplamak. Dağıtıcı süzgeç. Dondurmak. Kırağı tutmak. Sıcaklık 0°c in altına düştüğünde havanın içindeki su uçuğunun, yere yakın yerlerde ve toprakta yoğunlaşmasıyla oluşan küçük buz parçacıkları.

Drawers synonyms : boxershorts, a pair of drawers, panties, shorts, bloomers, boxers, freeze, undershorts, frosts, brief, step ins, frostiness, underdrawers, knickerbockers, knickers, pants, panty, kegs, knicker, briefs.