Duba nedir, Duba ne demek

Duba; bir denizcilik terimidir.

  • Yük taşımak veya köprü kurmak için kullanılan altı düz bir tür deniz aracı
  • İçi boş, her yanı kapalı, suyun üstünde yüzen bir tür büyük şamandıra.

"Duba" ile ilgili cümle

  • "Dört beş duba üstüne bir küçük tahta köşk kurmuşlar." - B. R. Eyuboğlu

Duba tanımı, anlamı:

Duba gibi : Çok şişman.

Tarak dubası : Denizi taraklama işinde kullanılan dolaplı duba.

Dubar : Kefalgillerden, 30-40 santimetre uzunluğunda, eti lezzetli bir tür balık (Mugil cephalus).

Dubara : Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de iki benekli yüzünün üste gelmesi. Aldatmaca.

Dubaracı : Dubarayla iş gören kimse, düzenci.

Dubaracılık : Dubaracının yaptığı iş, hilekârlık.

Taşımak : Duymak, hissetmek. Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek. Üstünde bulundurmak. Giymek. Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek. Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak. Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak. Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek.

Köprü : Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı. İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey. Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu. Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri. Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılmış olan diş protezi. Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü.

 

Kurmak : Düşünmek. Bir araya getirmek, toplamak. Aklına koymak. Yapmak, oluşturmak. Ortaklık sağlamak. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek. Yapmak, inşa etmek. Sağlamak, oluşturmak. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek. Zihinde büyütmek. Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek. Hazırlamak.

Deniz : Geniş alan. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Çokluk, yoğunluk. Aydaki düzlükler. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.

Aracı : İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. Ara bulucu. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

 

Kapalı : Başı örtülü (kadın). Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Geçilmez durumda olan. Bulutlu, karanlık (hava). Açık olmayan (giyecek). Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. İçe dönük yaradılışta olan. Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Gizli, saklı.

Üstün : Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.

Dubaç : Ağzı geniş, saplı su kabı.

Dubak : Bir metre boyunda kesilmiş ağaç.

Dubalaç : Unla bulgur karıştırılarak yapılan bir çeşit yemek.

Duban : Kadın şalvarı.

Duba ile ilgili Cümleler

  • Dubai'deyim.
  • Ben Dubai'deyim.
  • O, Dubai'de yaşıyor.

Diğer dillerde Duba anlamı nedir?

İngilizce'de Duba ne demek? : [Duba] n. pontoon, barge, float, ark, caisson, camel

Fransızca'da Duba : chaland [le], ponton [le]

Almanca'da Duba : n. Prahm, Brückenboot

Rusça'da Duba : n. шаланда (F), баржа (F), понтон (M), крепыш (M)