Ecel nedir, Ecel ne demek
Ecel; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
"Ecel" ile ilgili cümle
- "Vaktinize hazır olun / Ecel vardır gelir bir gün" - Yunus Emre
Ecel hakkında bilgiler
Ecel (Arapça: أجل)(Sözlük anlamı:Hayatın sonu, ölüm zamanı.) İslam dininde insanın mukadder. (Allah tarafından yazılıp kararlaşmış) olan ömrünün son bulmasına denir. Ecel geldiği zaman, ne bir dakika ileri gider ne de bir dakika geri kalır. İslam inancında insan her ne sebeple ölürse ölsün, eceli ile ölmüş olur. Ecelin ne zaman geleceğini Allah bilir. Yalnız intihar olayında kişinin öleceği Allah katında bilinmektedir. İntihar eceli değiştirmek değil, Cüz'i irade çerçevesinde ölümün şeklini değiştirmektir. İslam inancına göre Allah, her varlık için bir yaşama süresi belirlemiştir. Buna ömür denir. Ömrünü tamamlayan her varlığın yaşamı sona erer. İşte ömrün bittiği,hayatın sona erdiği zamana ecel denir.
Ecel ile ilgili Cümleler
- Ali eceliyle öldü.
- Acele giden ecele gider.
Ecel kısaca anlamı, tanımı:
Ölüm : Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, ahiret yolculuğu, ebedî uyku, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat. Sona erme, yok olma, ortadan kalkma. Ölme biçimi. Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz. İdam cezası.
Zaman : Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Çağ, mevsim. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Dönem, devir. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
Ecel aman verirse : "ömür yeterse, ölmezsem" anlamında kullanılan bir söz.
Ecele çare bulunmaz : "ölüm dışında, çaresiz gibi görünen her güç işin bir çıkar yolu vardır" anlamında kullanılan bir söz.
Eceli gelen köpek cami duvarına siyer : "birinin başına kötü bir şey gelmesi kaçınılmaz olduğunda olmadık davranışlarda bulunabilir" anlamında kullanılan bir söz.
Eceli gelmek : Ölümü veya yok olması kaçınılmaz duruma gelmek.
Eceline susamak : Ölmek istermiş gibi tehlikeli işlere girişmek.
Eceliyle ölmek : Olağan sayılan herhangi bir biçimde ölmek.
Ecel beşiği : Çok tehlikeli taşıt veya geçit.
Ecel şerbeti : "Ölmek" anlamındaki ecel şerbeti içmek deyiminde geçen bir söz.
Ecel teri : "Çok korkmak, çok sıkılmak, bunalım geçirmek, ölüm duygusuna kapılmak" anlamlarındaki ecel teri (veya terleri) dökmek (veya akmak) sözünde geçer.
Ecel geldi cihana baş ağrısı bahane : "herkesin ölümü için bir sebep vardır" anlamında kullanılan bir söz.
Aç ile eceli gelen söyleşir : "açın gözü hiçbir şeyi görmez, karnını doyurabilmek için kendisine güçlük çıkaran bir kimseyi öldürebilir" anlamında kullanılan bir söz.
Kırk yıl kıran olmuş eceli gelen ölmüş : "salgın ve öldürücü hastalık da olsa eceli gelmeyen ölmez" anlamında kullanılan bir söz.
Korkunun ecele faydası yoktur : "kişi korkmakla kendisine gelecek bir kötülüğü önleyemez" anlamında kullanılan bir söz.
Hayat : Geçim şartlarının bütünü. Meslek. Yazgı. Sundurma. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Avlu. Balkon. Yaşam. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Canlı, sağ olma durumu. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma.
İslam : Müslümanlık.
İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.
Mukadder : Yazgıda var olan, yazgı ile ilgili olan, alında yazılı olan.
Taraf : İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yön, yan, doğrultu. Yöre, yer. Bir şeyin belli bölümü, kısmı.
Yazılı : Yazılmış olan, muharrer, sözlü karşıtı. Geçerli olan, nominal. Yazılı sınav. Üzerinde yazı bulunan, yazısı olan.
Karar : Bu yargıyı bildiren belge. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı. Tam ölçüsünde, ne az ne çok. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Değişmez olma.
Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane : herkesin ölümü için bir sebep vardır anlamında kullanılan bir söz.
Ecelbaba : Arsız, yaramaz çocuk
Ecele : Acele. Tez, ivedi. < Ar. acele: acele.
Ecelem : Sözün başı, başlangıcı.
Eceler : Adıyaman kenti, Narince nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Gaziantep ilinde, Karkamış ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Zonguldak şehrinde, Beycuma nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Eceli gelen köpek cami duvarına siyer : herkesin üzerine titrediği, kutsal saydığı şeyi kötüleyen, bozan kimse mutlaka kötü bir sonuçla karşılaşır anlamında kullanılan bir söz.
Ecellü : Eceli gelen.
Diğer dillerde Ecel anlamı nedir?
İngilizce'de Ecel ne demek? : n. death, fate, ending, the other end of the road
Fransızca'da Ecel : terme de la vie prédéterminé par dieu; mort [la]; destin [le]
Almanca'da Ecel : Ende, Tod
Rusça'da Ecel : n. смерть (F)


Bu kısımda Ecel nedir? Ecel ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ecel tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ecel hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.