Eley nedir, Eley ne demek

Eley; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Üzüntü bildirir ünlem.

Yün bükmeğe yarayan araç.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Ankara kenti, Şereflikoçhisar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Eley ile ilgili Cümleler

  • Sanırım çok ince eleyip sık dokuyorsun.
  • Sen ince eleyip sık dokuyorsun.
  • Ali ince eleyip sık dokuyan birisi.
  • İnce eleyip sık dokuyorsunuz.
  • İnce eleyip sık dokuyorsun.
  • “Annesinin bu meseleyi nasıl ince eleyip sık dokuyacağını biliyordu.”

Eley ile ilgili Atasözü veya Deyim

ince eleyip (veya eğirip) sık dokumak : bir şeyi en küçük ayrıntılarına kadar araştırmak, gözden veya elden geçirmek.

Eley anlamı, kısaca tanımı

Eleycek : Yün bükmeğe yarayan araç

Eleyebilme : Eleyebilmek işi.

Eleyebilmek : Eleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Eleyise : Öyle ise.

Eleyman : Elek.

Vala eleyh : İnce dokuma geçirilmiş elek.

Şereflikoçhisar : Ankara iline bağlı ilçelerden biri.

Yerleşim : Yerleşme, iskân.

Bildiri : Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı, tebliğ, deklarasyon, manifesto. Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı, tebliğ.

 

Şerefli : Onurlu.

Bildir : Geçen yıl.

Üzüntü : Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Ankara : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri, Türkiye'nin başkenti.

Ünlem : Türlü duyguları anlatan veya bir doğa sesini yansıtan kelime, nida: Ah! oh! şak, çat vb. Ünlem işareti.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Şeref : Başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, onur. Toplumca benimsenmiş iyi şöhret.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Bükme : Bükmek işi. Bükülmüş kaytan ya da iplik. Vücudun bir bölümünü yanındaki bölüm üzerine kıvırma, germe karşıtı.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.

Diğer dillerde Elevatör anlamı nedir?

İngilizce'de Elevatör ne demek ? : elevator