Exhibited türkçesi Exhibited nedir

Exhibited ile ilgili cümleler

English: Ali has never exhibited any violent tendencies.
Turkish: Ali herhangi bir şiddet eğilimi sergilemedi.

English: He exhibited no remorse for his crime.
Turkish: Suçu için hiç pişmanlık göstermedi.

Exhibited ingilizcede ne demek, Exhibited nerede nasıl kullanılır?

Exhibited inventions : Kütüğe yazımda, sergilendikleri göz önünde tutulacak markalar. Sergilenmiş bulgular.

Exhibiter : Gösterici. Resimle gösteren. Gösteren. Bir sergiye katılan kimse. Arz eden. Teşhir eden. Sergileyen.

Exhibiters : Gösteren. Sergileyen. Arz eden. Resimle gösteren. Gösterici. Bir sergiye katılan kimse. Teşhir eden.

Exhibit paintings : Bir resmi toplumun görebileceği şekilde sergilemek (bir müzede, galeride, vb.). Resimleri sergilemek.

Defense exhibit : Savunma yeteneği veya yeni askeri gelişmeler gösterimi. Savunma delili.

Legal exhibit : Mahkemede delil olarak gösterilen nesne (suçlunun lehine veya aleyhine). Hukuki delil.

Exhibit : Sergilemek. Bir duygu veya niteliği göstermek. Teşhir etmek. Sergi. Sunmak. Göstermek. Ortaya koymak. Sergilenen şey. Bir filmin izleyicilere gösterilmesi işi. Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır.

 

Exhibitant : İbraz eden taraf. Gösteren. Bir sergiye katılan kimse. Galerici. Teşhir eden. Arz eden. Sergileyen. Resimle gösteren. Sunumcu. Sergici.

Exhibition area : Sergi sahası. Sergileme alanı. Sergi alanı.

School exhibit : Okul sergisi. Okul etkinlikleri ile öğrenci çalışmaları sonucu elde edilen ve eğitsel değer taşıyan ürünleri öğrencilere, velilere ve çevre halkına göstermek amacıyla genellikle öğretim yılı sonunda düzenlenen sergi.

İngilizce Exhibited Türkçe anlamı, Exhibited eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exhibited ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Demonstrating : İspatlamak. Gösteri yapmak. Örnekle açıklamak. Kanıtlamak. Gösteriş. İspat etmek.

Open : Fora etmek. Açık. Açılmak. Serbest. Karara bağlanmamış. Açmak. Kısık olmayan (ses). Açık (kapı). Yarılmak. Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi.

Introduces : Tanıtmak. Takdim etmek. Getirmek. Uygulamaya koymak. Öğretmek. Başlamak. Lanse etmek. Uygulamak.

Phosphoresce : Fosforlanmak. Fosforlu gibi parlamak ya da parıldamak. Yakamozlanmak. Fosfor gibi ışıldamak.

Bestowing : (hak) tanımak. Hediye etmek. Vermek. Bağışlamak. Bahşetmek. Yerine koymak.

Pose : Tavır takınmak. Poz verdirmek. Tavır koymak. Poz yapmak. Hayret ettirmek. Şaşkınlık uyandırmak. Doğurmak (sorun). Poz vermek. Poz. Taslamak.

Dish up : Tabağa koymak (yemek vb). Hazırlamak. Tabağa koymak. Kotarmak. Oymak. Servis yapmak. Yemek servisi yapmak. Önüne koymak.

 

Exhibiting : Sergileme. Vesika gösterme. Dava sırasında vesika veya delil ibraz etme. Arz etme. Teşhir etme. İlaç olarak vermek.

Sit : Tam oturmak. Sınava girmek. Oturmak. Kuluçkaya yatmak. Tünemek. Kuluçkaya yatmak (tavuk). Olmak (imtihan). Kalmak (bir yerde). Burnunu sürtmek. Binmek.

Betokening : Belirtisi olmak. İşaret etmek.

Exhibited synonyms : ostentate, dish, display of something, bench, demonstrate, make a display, flash, blazon, exposes, displayed, shewed, confers, emcees, expose, bear witness to, bestow, brandish, manifest, centre, exhibit, gibbet, be indicative of, hold up, demonstrates, dishing, connotes, introduce, exposing, bestows, exposited, produce, introduced, conferred.

Exhibited zıt anlamlı kelimeler, Exhibited kelime anlamı

Close : Geçit. Son. Kapamak. Kadans. Yakın. Kapatmak. Son vermek. Sonuç. Çevirmek. Göğüs göğüse kavga.

Hide : Deri. Saklamak. Post. Yaşırmak. Gizlemek. Dayak atmak. Saklı tutmak. Ortaçağ arazi ölçü birimi. Gizlenmek. Bilgisayar, biyoloji alanlarında kullanılır.

Unrestrained : Frenlenmeyen. İdaresiz. Zaptedilmemiş. Serbest. Denetimsiz. Aşırı. Önü alınmamış. Zapt edilmemiş. Frenlenmemiş. Kontrolsüz.

Exhibited antonyms : unreserved, uninhibited.